79

٧٩

فَوَيْلٌ لِلَّذينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِاَيْديهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هذَا مِنْ عِنْدِ اللّهِ لِيَشْتَرُوا بِه ثَمَنًا قَليلًا فَوَيْلٌ لَهُمْمِمَّا كَتَبَتْ اَيْديهِمْ وَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا يَكْسِبُونَ

(79) Fe veylül lillezine yektübunel kitabe bi eydihim sümme yekulune haza min indillahi li yeşteru bihi semenen kalila fe veylül lehüm mimma ketebet eydihim ve veylül lehüm mimma yeksibun

Yazıklar olsun o kimselere ki kitabı kendi elleri ile yazıp da sonra onlar onu az bir fiyat satmak için bu Allah katındandır dediler onlara yazıklar olsun elleri ile yazdıklarından dolayı onlara yazıklar olsun yazdıkları şeylerden dolayı

(79) Then woe to those who write the Book with their own hands, and then say: “This is from Allah,” to traffic with it for a miserable price! – woe to them for what their hands do write, and for the gain they make thereby.

1. fe : artık
2. veylun : yazıklar olsun, vay haline
3. lillezîne (li ellezîne) : o kimselere, onlara
4. yektubûne : yazarlar
5. el kitâbe : kitap
6. bi eydî-him : elleriyle
7. summe : sonra
8. yekûlûne : derler
9. hâzâ : bu
10. min indillâhi (inde allâhi) : Allah’ın katından
11. li yeşterû : satmak için
12. bi-hi : onu
13. semenen : bedel, ücret
14. kalîlen : az
15. fe : artık
16. veylun : yazıklar olsun, vay haline
17. lehum : onlara
18. mimmâ (min mâ) : şey(ler)den
19. ketebet : yazdı
20. eydî-him : onların elleri, kendi elleri
21. ve veylun : ve yazıklar olsun, vay haline
22. lehum : onlara
23. mimmâ (min mâ) : şey(ler)den
24. yeksibûne : iktisap ediyorlar, kazanıyorlar

فَوَيْلٌveylلِلَّذِينَonlara kiيَكْتُبُونَyazıpالْكِتَابَkitabıبِأَيْدِيهِمْelleriyleثُمَّsonra يَقُولُونَderlerهَذَاbuمِنْ عِنْدِkatındandırاللَّهِallahلِيَشْتَرُواsatabilmek için بِهِ onu ثَمَنًاbir pahayaقَلِيلًاazفَوَيْلٌveylلَهُمْonlaraمِمَّا كَتَبَتْyazdıkları şeyler sebebiyle أَيْدِيهِمْelleriyleوَوَيْلٌveylلَهُمْonlaraمِمَّا يَكْسِبُونَkazandıkları şeyler sebebiyle


SEBEB-İ NÜZUL

“Kitabı elleriyle yazıp da sonra bu Allah katındandır… diyenlere yuh olsun.” Âyeti Hz. Peygamber (sa)’in sıfatını değiştiren, niteliklerini tebdil edenler hakkında inmiştir.

Kelbı’nin verdiği bilgi şöyledir: “Rasûlullâh (sa)’ın kitaplarındaki vasfını değiştirdiler. Kitaplarında o, orta boylu, esmer olarak zikredilirken onu buğday benizli düz (kıvırcık değil) saçlı ve uzun boylu yaptılar. Arkadaşlarına ve kendilerine tabî olanlara da: “Ahir zamanda gönderildiğini iddia eden şu peygambere bakın; kitabımızda zikredilen vasıflara uymuyor.” dediler. Haham ve bilginlerin diğer yahudiler için olmıyan bir takım menfaatleri vardı ki eğer Hz. Peygamber (sa)’in kitaplarındaki gerçek vasıflarını açıklarsa  bu menfaatlerinin elden gideceğinden korkmuş ve Hz. Peygamber (sa)’in, kitaplarındaki vasıflarını değiştirmişlerdi.

Neseî ve İbn Ebî Hatim rivayetlerinde Efendimiz (sa)’in vasıfları ile ilgili olarak verilen bilgiler biraz daha farklı ve detaylıdır. İbn Abbâs’tan gelen riva­yette o şöyle demiştir: Bu âyet yahudi hahamları hakkında inmiştir. Hz. Pey­gamber (sa)’in Tevrat’taki vasıflarını “Gözleri sürmeli, orta boylu, kıvırcık saç­lı, güzel yüzlüdür.” şeklinde bulmuşkan çekememezlikten ve azgınlıklarından (sapıklıklarından) bunları elleriyle silip yerine  uzun boylu, mavi gözlü, düz saçlıdır.” yazdılar

Advertisements