6

٦

هُوَ الَّذى يُصَوِّرُكُمْ فِىالْاَرْحَامِ كَيْفَ يَشَاءُ لَااِلهَ اِلَّا هُوَ الْعَزيزُ الْحَكيمُ

(6) hüvellezi yüsavviruküm fil erhami keyfe yeşa’ la ilahe illa hüvel azizül hakim

O ki suret verendir size rahimlerde dilediği gibi Ondan başka hiçbir ilah yoktur Galibi mutlak ve hikmet sahibidir

(6) He it is who shapes you in the wombs as he pleases. There is no god but He, the exalted in might, the wise.

1. huve ellezî : O ki
2. yusavviru-kum : sizi tasvir eder, şekil verir, şekillendirir
3. fî el erhâmi : rahimlerde, rahimler içinde
4. keyfe yeşâu : nasıl dilerse
5. lâ ilâhe
(lâ)…. illâ
: ilâh yoktur
: … ‘den başka (yoktur)
6. huve : O
7. el azîzu : üstün, galip
8. el hakîmu : hükmedici, hikmet sahibi


AÇIKLAMA

Yüce Allah surenin başında teslis akidesini reddetmek üzere dinin esası olan tevhidi ispat ile başladı. Arkasından peygamberlere kitaplar indirdiğini,

Hz. İsa’nın da o peygamberler gibi bir peygamber olup ona da vahiy indirdiğini beyan etti. Yüce Allah’ın rahimlerde insanlara şekil veren mutlak kudret sahi­bi olduğunu açıkladı. Böylelikle Hz. İsa’nın babasız doğması dolayısıyla ileri sürülen kanaatleri reddetmiş oldu. Çünkü babasız doğmak ulûhiyyetin delili değildir. Hz. Adem de babasız ve annesiz olarak yaratılmıştır. Yaratan ise mut­lak ilâhtır. Yaratılan ise nasıl yaratılırsa yaratılsın, yine kuldur.

“Elif, Lâm, Mim” şeklindeki mukatta harfler, Kur*an’ın benzeri bir şeyi ge­tirsinler diye Araplara meydan okumak içindir. Kur’an onların dillerindeki ke­limelerden ve yine konuştukları harflerden oluşmaktadır ve onların kullandık­ları kelimeler de bu harflerin birleşmesiyle yapılmaktadır.

Allah varlık aleminde kendisinden başka hak mabud olmayandır. Çünkü kâinata ve nefislere egemen olan yaratıcı O’dur. Hayır O’ndandır, zararı önle­yen de O’dur. Başı ve sonu olmayan daimî hayat sahibi olan Hayy’dır. İşlerini çekip çeviren, onları yöneten ve yarattıklarını görüp gözetendir. Kayyûm’dur. Gökleri ve yeri de İsa’yı yaratmadan önce yaratan O’dur. Peki (Eğer yaratmada bir payı varsa) İsa’nın var olmasından önce de vefatından sonra da gökler ve yer nasıl bu şekilde var olabildiler?

Ya Muhammed, herhangi bir şüphe ve tereddüt söz konusu olmaksızın hak ile Kur’an’ı sana indiren Allah’tır. Bu Kur’an daha önceki peygamberlere indirilen kitapları doğrulayıcı ve destekleyicidir. O tafsili değil de vahyin aslına ve mutlak ilâhın tevhidine, üstün ahlâkî değerlere çağıran, haber ve müjdeler veren risaletin aslını topluca (icmalen) tasdik etmektedir. Önceki kitaplar ön­ceden haber ve müjdelerle bu kitabı doğrulamaktadır, o da onları doğrulamak­tadır. Çünkü Allah tarafından Muhammed (s.a.)’in peygamber olarak gönderi­leceği Kur’an-ı Kerim’in de onun üzerine indirileceği şeklindeki vaad ve müjde­lerine verdikleri haberlere uygun gelmiştir.

Yüce Allah Tevrat’ı Musa’ya, İncil’i de İsa’ya Kur’an-ı Kerim’den önce ken­di dönemlerindeki insanlara hidayet ve irşat olmak üzere indirmiştir. İsa’nın varlığından önce de sonra da vahiy ve şeriatleri indiren Allah’tır. Vahyin kay­nağı İsa değildir. O kendisinden başka diğer peygamberler gibi vahiy alan bir peygamberdir. Nasıl ilâh olabilir?

Allah Furkan’ı da indirmiştir. Furkan, hak ile batılı, doğruluğu ve sapıklı­ğı apaçık delil ve belgelerle kat’î olarak ayıran demektir.

Allah’ın vahdeniyetine, ona yakışmayan şeylerden onu tenzihe delâlet eden, Allah’ın apaçık ayetlerini inkâr edenler, yani batıla saparak bunları red­dedenler için bu küfür ve inkârları sebebiyle kıyamet gününde oldukça çetin bir azap vardır. Allah’ın ise hakimiyeti, egemenliği pek büyük, gücü kuvveti pek çoktur. Ayetlerini yalanlayan, şerefli rasullerine muhalefet edenlerden in­tikam alandır. O izzetiyle (güç ve kudretiyle) dilediğini gerçekleştirir, vahyine muhalefet edenlerden de intikam alır.

Kâinatta Yüce Allah’a hiçbir şey gizli kalmaz. O imanında samimi olanını da, kâfirin, münafikın, kalbi iman ve huzur ile dopdolu olduğu halde küfre yol alan kimsenin durumunu da bilir. İsa ve başkaları ise bunların herhangi birisi­ni bilemez. Peki nasıl ilâh olabilir.

Dilediği şekilde erkek ya da dişi, güzel ya da çirkin ve bunun dışında ka­lan istediği karakter, renk ve ölçülerde sağlam veya sakat olarak rahimde insa­nı yaratan Allah’tır. İsa ve başkaları ise, hiç bir kimseye rahimde suret vere­mez, hiç bir şey yaratamaz. Aksine ona suret verilir, annesinin rahminde o, Allah tarafındn yaratılır ve o rahimden çıkarak dünyaya gelir. Peki, bu nasıl ilâh olabilir?

Ondan başka ilâh yoktur, O Azîz’dir, Hakîm’dir. Yani yoktan var eden ya­ratıcı, ulûhiyyet hakkına ortaksız ve yalnız basma sahip, vahid, ehad, ferd ve samed, baba ve çocuk edinmekten münezzeh, her şeyi hikmete uygun olarak yerli yerince koyan, abes işlemekten münezzeh, hikmeti sonsuz, hakimdir. İşte bu Hz. İsa’nın Allah tarafından yaratılmış bir kul olduğunun apaçık delilidir. Allah diğer insanları nasıl yarattıysa İsa da Allah tarafından yaratılmıştır. Çünkü Allah İsa’ya da annesinin rahminde şekil vermiş, dilediği şekilde onu yaratmıştır. Peki o Hristiyanlann ileri sürdüğü gibi nasıl ilâh olabilir? Ayrıca onun yaratılışı da (diğer insanlar gibi) basamak basamak ilerlemiş, gelişmiştir. Bir durumdan bir duruma geçiş yapmıştır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyur­maktadır: “Sizi analarınızın karnında üç karanlık içinde bir yaratılıştan son­ra öbür yaratılışa geçirerek yaratıyor.” (Zümer, 39/6).

Advertisements