60

٦٠

وَمَا اُوتيتُمْ مِنْ شَىْءٍ فَمَتَاعُ الْحَيوةِ الدُّنْيَا وَزينَتُهَا وَمَا عِنْدَ اللّهِ خَيْرٌ وَاَبْقى اَفَلَا تَعْقِلُونَ

(60) ve ma utitüm min şey’in fe metaul hayatid dünya ve zinetüha ve ma indellahi hayruv ve ebka e fe la ta’kilun
size bir şey verilmişse dünya hayatının (geçici) menfaati ve süsüdür Allah’ın katındakiler ise daha hayırlı ve devamlıdır akıl etmeyecek misiniz?

(60) The (material) things which ye are given are but the conveniences of this life and the glitter there of but that which is with Allah is better and more enduring: will ye not then be wise?

1. ve mâ : ve şey
2. ûtîtum : size verilen
3. min : dan
4. şey’in : şey
5. fe : artık, oysa (aslında)
6. metâu : meta, dünya malı
7. el hayâti ed dunyâ : dünya hayatı
8. ve zînetu-hâ : ve onun süsü
9. ve mâ : ve şey
10. inde allâhi : Allah’ın katında
11. hayrun : daha hayırlı
12. ve ebkâ : ve daha kalıcı, daha bakî
13. e : mı
14. fe : artık, hâlâ
15. lâ ta’kılûne : akıl etmiyorsunuz

Advertisements