13

١٣

وَمَا ذَرَاَ لَكُمْ فِى الْاَرْضِ مُخْتَلِفًا اَلْوَانُهُ اِنَّ فى ذلِكَ لَايَةً لِقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ

(13) ve ma zerae leküm fil erdi muhtelifen elvanüh inne fi zalike le ayetel li kavmiy yezzekkerun
Yaratıp yaydığı şeyler sizin içindir yeryüzünde muhtelif renklerde şüphesiz bunda düşünen kavim için ibretler (vardır)

(13) And the things on this earth which he has multiplied in varying colours (and qualities): verily in this is a sign for men who celebrate the praises of Allah (in gratitude).

1. ve mâ : ve şey(ler)
2. zerae : yoktan varedip, çoğalttı
3. lekum : siz, sizin için
4. fî el ardı : yerde
5. muhtelifen : muhtelif, çeşitli, çeşit çeşit
6. elvânu-hu : onun renkleri
7. inne : muhakkak
8. fî zâlike : bunda vardır
9. le âyeten : elbette âyet (delil)
10. li kavmin : kavim için, topluluk için
11. yezzekkerûne : zikrederler