175

    RevelationCuzPageSurah
    92 6104Nisa(4)

١٧٥

فَاَمَّا الَّذينَ امَنُوا بِاللّهِ وَاعْتَصَمُوا بِه فَسَيُدْخِلُهُمْ فى رَحْمَةٍ مِنْهُ وَفَضْلٍ وَيَهْديهِمْ اِلَيْهِ صِرَاطًا مُسْتَقيمًا

(175) fe emmellezine amenu billahi va’tesamu bihi fe seyüdhilühüm fi rahmetim minhü ve fadliv ve yehdihim ileyhi siratam müstekiyma

amma o kimseler ki Allah’a iman edip, o’na sarılanlar onları rahmetine koyacak kendi fazlı kereminden ve onları hidayete eriştirecek, o’nu en doğru yola (iletecek)

(175) Then those who believe in Allah, and hold fast to him, soon will he admit them to mercy and Grace from Himself, and guide them to Himself by a straight way.

1. fe : böylece, artık
2. emmâ : ama, ise
3. ellezîne : onlar, olanlar
4. âmenû : îmân ettiler, âmenû oldular
5. bi allâhi : Allah’a
6. ve i’tesamû : ve sarıldılar
7. bi-hî : ona
8. fe : o taktirde, öyle ise
9. se- yudhılu-hum : onları dahil edecek, koyacak
10. fî rahmetin : rahmetin içine
11. min-hu : ondan, kendinden
12. ve fadlın : ve faz?l
13. ve yehdî-him : ve onları hidayet edecek, ulaştıracak
14. ileyhi : ona, kendisine
15. sırâtan mustekîmen : Sıratı Mustakîm, Allah’a ulaştıran yol

فَأَمَّا gelinceالَّذِينَ آمَنُوا iman edipبِاللَّهِ Allah’aوَاعْتَصَمُوا بِهِO’na sımsıkı sarılanlaraفَسَيُدْخِلُهُمْ Allah onları içine girdirecektirفِي رَحْمَةٍ bir rahmetinمِنْهُ kendisindenوَفَضْلٍ ve lütfunوَيَهْدِيهِمْ onları iletecektirإِلَيْهِ kendisineصِرَاطًا bir yolaمُسْتَقِيمًا dosdoğru


AÇIKLAMA

Ey insanlar! Sizlere Allah’a iman gerçeğini, daha erdemli bir hayat için uy­gun toplumsal düzenleri açıklayan Rabbinizden sizlere ulaşan açık seçik bir belge ve kesin bir delil bulunmaktadır ki, bu da cahiliye döneminde aranızda yetişmiş bulunan güvenilir, ümmî, Arabî peygamber Muhammed (s.a.)’dir. Cahiliye döne­minde aranızda yetişmiş olmakla birlikte o dönemin bozuklukları ve pislikleri ile kirlenmemiş, aksine ilâhî risaleti yüklenmek için Rabbinin koruması altında özel bir terbiye ile yetişmiştir. O bakımdan yaşayışı, ahlâkı, gidişi ve liderliği itibariy­le en üstün bir örnektir. O, risaletinin doğruluğuna çok büyük ve pratik bir belgedir. “Allah risaletini nereye bırakacağını en iyi bilendir.” (En’am, 6/124).

Biz sizlere bu apaçık delil ile birlikte yine hakkı açıkça ortaya koyan bir nur, bir ışık da indirmiş bulunuyoruz. Bu da akideyi ve yaşanılan düzeni tashih etmek üzere gelmiş bulunan Kur”ân-ı Kerim’dir. Katıksız tevhidi ortaya koy­muş; putperestlik ve şirke karşı savaş açmış; halihazırda tahrif edilmiş bulunan Yahudilik ve Hristiyanlığın tutarsızlığını beyan etmiş; doğru yolun (hidayetin) belirgin işaretlerini sapasağlam yerleştirmiş; Yüce Allah’a ibadetin yolunu açık­ça göstermiş; siyaset, savaş, barış ekonomi, toplumsal hayat, kâinata dair bilgi­ler gibi bütün alanlarda dosdoğru ahlâkî esasları ortaya koymuştur. Aynı za­manda bütün bunlar peygamberin şahsî yaşayışına ek olarak, bu dinin eşsiz ve terkedilmemesi gereken hak din olduğunun da açık bir belgesidir.

Buna bağlı olarak Allah’a iman edip Kur’ân’a ya da İslama sımsıkı bağla­nıp sarılanları ve onun nuruna tabi olanları Allah rahmetine sokacak, dünya ve ahirette lütfuyla onların hepsini kuşatacaktır. Yani Kur’an-ı Kerim sayesin­de onlara rahmet edip onları cennetine koyacak, sevaplarını artırıp mevkilerini yükseltecektir. İbni Abbâs şöyle der: Rahmet cennettir. Fazladan vereceği bir nimet ise onlara lütfedeceği, hiç bir gözün görmediği, hiç bir kulağın işitmediği ve hiç bir insanın hatırına gelmeyen lütuflar ve nimetlerdir Ayrıca onları dünyada izzet, şeref ve üstünlük ile itikat ve amelde dosdoğru yola tabi olmak suretiyle, ahirette de cennete ve rızasına nail olmak suretiyle mutluluğu elde edecek noktaya da ulaştıracak, dosdoğru yola ulaşma başarısını onlara ihsan edecektir. Çünkü şerefli Kur’ân-ı Kerim’e sımsıkı yapışmadan, Muhammed Mustafa’nın sünnetine tabi olmadan özel bir hidayetin varlığı ve ilâhî tevfike mazhar olmak söz konusu değildir. Tirmizî Ali b. Ebî Tâlib’den Hz. Peygambe­rin şu buyruğunu rivayet etmektedir: “Kur’ân-ı Kerim Allah’ın dosdoğru yolu ve sapasağlam ipidir.”

Advertisements