52

٥٢

بَلْ يُريدُ كُلُّ امْرِءٍ مِنْهُمْ اَنْ يُؤْتى صُحُفًا مُنَشَّرَةً

(52) bel yuriydu kullumriin minhum en yu’ta suhufen muneşşereten
Hayır! onların her biri istiyor (kendine) açılmış sayfaların gelmesini

(52) Forsooth, each one of them wants to be given scrolls (of revelation) spread out!

1. bel : hayır
2. yurîdu : ister
3. kullu : hepsi
4. imriin : adam, erkek (insan)
5. min-hum : onlardan (onların)
6. en yu’tâ : gelmesi
7. suhufen : sahifeler
8. muneşşereten : neşredilmiş, yayınlanmış, yazılmış

بَلْ o kadar kiيُرِيدُ isterlerكُلُّherامْرِئٍ biriمِنْهُمْ onlardanأَنْ يُؤْتَىkendisine verilmesiniصُحُفًا sahifelerمُنَشَّرَةًaçılmış


SEBEB-İ NÜZUL

İbnu’l-Münzir’in Süddî’den rivayetinde o şöyle anlatıyor: (Mekke müşrik­leri): “Eğer Muhammed söylediklerinde doğru ise bizden her birerimizin başı­nın altında onun cehennemden emin olduğu ve oradan kurtulduğu yazılı birer sayfa olsa ya.” veya “Eğer bizim sana tabi olmamız seni sevindirecekse bunun için her birerimizin başucuna “Allah’tan filân oğlu filâna” diye sana tabi olunmasını emreden bir mektup konulsun.” demişler de bu âyet-i kerime bunun üzerine nazil olmuş. Ferrâ’dan rivayete göre ise Müşrikler, Hz. Peygamber (sa)’e: “İsrail oğullarından birisi bir günah işlediğinde bu güna­hının keffâretini sabaha çıktığında,başucunda bir mektupta yazılı olarak bulurmuş. Biz neden görmüyoruz?” demişler de âyet-i kerime bunun üzerine nazil olmuş

Advertisements