190

١٩٠

وَقَاتِلُوا فى سَبيلِ اللّهِ الَّذينَ يُقَاتِلُونَكُمْ وَلَاتَعْتَدُوا اِنَّ اللّهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدينَ

(190) ve katilu fi sebilillahi llezine yükatiluneküm ve la ta’tedu innellahe la yühibbül mu’tedin

Savaşınız Allah yolunda sizinle savaşan kimselerle haddi aşmayın şüphesiz Allah haddi aşanları sevmez

(190) Fight in the cause of Allah those who fight you, but do not transgress limits for Allah loveth not transgressors.

1. ve kâtilû : ve savaşın, öldürün
2. fi sebîli allâhi : Allah’ın yolunda
3. ellezîne : o kimseler, onlar
4. yukâtilûne-kum : sizi katlediyorlar, sizinle savaşıyorlar, sizi öldürüyorlar
5. ve lâ ta’tedû : ve aşırı gitmeyin, haddi aşmayın
6. inne allâhe : muhakkak ki Allah
7. lâ yuhıbbu : sevmez
8. el mu’tedîne : aşırı gidenler, haddi aşanlar

وَقَاتِلُواsavaşınفِي سَبِيلِyolundaاللَّهِAllahالَّذِينَ يُقَاتِلُونَكُمْsizinle savaşanlarla وَلَا تَعْتَدُواaşırı da gitmeyin إِنَّşüphesiz kiاللَّهَAllahلَا يُحِبُّsevmezالْمُعْتَدِينَaşırı gidenleri


SEBEB-İ NÜZUL

Kelbi’nin Ebu Salih’ten, onun da İbn Abbâs’tan rivayetine göre bu âyet Hudeybiye barışı hakkında nazil olmuştur. Hz. Peygamber (sa) ve ashabı Hudeybiye musalahası yılı Mekke müşrikleri tarafından Beytullah(‘a girmekten) engellenip kurbanlarını Hudeybiye’de keserek o sene umre yapmadan Medine’ye dönmek, bir sonraki yıl Mekke’ye gelmek, müşrikler tarafından boşaltıla­cak Mekke’de üç gün kalmak, Beytullah’ı tavaf etmek, bu üç gün içinde Mek­ke’de dilediğini yapmak üzere müşriklerle antlaşma yaptılar. Bir sonraki sene olunca Allah’ın Rasûlü (sa) ve ashabı bir önceki yıl yapamadıkları umrenin kazası için hazırlandılar. Bir taraftan da müşriklerin sözlerinde durmayıp onları Mescid-i Haram’a sokmıyacaklarından ve kendileriyle savaşacaklarından kor­kuyor, Harem’de ve haram ayda savaşmayı da kerih görüyorlardı. İşte bunun üzerine Allah Tealâ “Allah yolunda, sizinle savaşanlarla siz de savaşın…” âye­tini indirdi. Ki bu âyette kendileriyle savaşılacaklardan maksat Kureyşlilerdir.

Rebî’ ise bu âyetin Medfne-i Münevvere’de Hz. Peygamber (sa)’e savaş iz­ni veren ilk âyet olduğunu; Berâe’deki âyetu’s-seyf nazil oluncaya kadar bu âyete imtisâlen Hz. Peygamber (sa)’in, sadece kendisiyle savaşanlarla savaştığı­nı, savaşmıyanlara karşı ise savaşmaktan geri durduğunu söylemektedir.

Gerçekten de Mekke-i Mükerreme’de Hz. Peygamber’e savaş emredilmesi bir tarafa Fussılet, 34; Mâide, 13; Müzzemmil, 10; Gâşiye, 22 ve benzeri âyet­lerle savaş ona yasaklanmıştı bile. Ama Medine-i Münevvere’ye hicret edince savaşmakla emrolundu ve “Allah yolunda, sizinle savaşanlarla siz de savaşın, ancak ileri gitmeyin…” âyeti nazil oldu. Hz. Ebu Bekr (ra)’den: “Savaş hakkın­da ilk nazil olan “Kendileriyle savaşılanlara uğradıkları o zulümden dolayı sa­vaşmalarına izin verildi…” (Hacc, 22/39) âyetidir.” şeklinde bir rivayet varsa da herhalde bu Hacc âyeti sadece müslümanlarla savaşanlarla savaş şeklinde sınırlı bir izin olmayıp genel olarak savaşa izin verilmesiyle alâkadar olmalıdır.

Advertisements