36

٣٦

وَدَخَلَ مَعَهُ السِّجْنَ فَتَيَانِ قَالَ اَحَدُهُمَا اِنّى اَرينى اَعْصِرُ خَمْرًا وَقَالَ الْاخَرُ اِنّى اَرينى اَحْمِلُ فَوْقَ رَاْسى خُبْزًا تَاْكُلُ الطَّيْرُ مِنْهُ نَبِّءْنَا بِتَاْويلِه اِنَّا نَريكَ مِنَ الْمُحْسِنينَ

(36) ve dehale meahüs sicne feteyan kale ehadühüma inni erani a’siru hamra ve kalel aharu inni erani ahmilü fevka ra’si hubzen te’külüt tayru minh nebbi’na bi te’vilih inna nerake minel muhsinin

onunla beraber girdi zindana iki genç (daha) o iki kişiden birisi dedi ki gerçekten ben kendimi (rüyamda) şarap sıkıyor görüyorum öteki de dedi ki gerçekten ben de görüyorum başımın üstünde ekmek taşırken onları kuşlar yiyiyor bize bunların tabirini haber ver şüphesiz biz seni görüyoruz iyilik edenlerden

(36) Now with him there came into the prison two young men. Said one of them: I see myself (in a dream) pressing wine. Said the other: I see myself (in a dream) carrying bread on my head, and birds are eating thereof. Tell us (they said) the truth and meaning thereof: for we see thou art one that doth good (to all).

1. ve dehale : ve girdi
2. mea-hu : onunla beraber
3. es sicne : zindan
4. feteyâni : iki genç erkek
5. kâle : dedi
6. ehadu-humâ : onlardan biri
7. in-nî : muhakkak ki ben
8. erâ-nî : beni, kendimi görüyorum
9. a’sıru : sıkıyorum
10. hamren : üzüm
11. ve kâle el âharu : ve diğeri dedi
12. in-nî : muhakkak ki ben
13. erâ-nî : görüyorum
14. ahmilu : taşıyorum
15. fevka : üstünde
16. re’sî : başım
17. hubzen : ekmek
18. te’kulu : yiyor
19. et tayru : kuş(lar)
20. min-hu : ondan
21. nebbi’nâ : bize haber ver, bize anlat
22. bi te’vîli-hi : onun yorumunu
23. in-nâ : muhakkak biz
24. nerâ-ke : seni görüyoruz
25. min el muhsinîne : muhsinlerden

Advertisements