28

٢٨

وَاِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً قَالُوا وَجَدْنَا عَلَيْهَا ابَاءَنَا وَاللّهُ اَمَرَنَا بِهَا قُلْ اِنَّ اللّهَ لَا يَاْمُرُ بِالْفَحْشَاءِ اَتَقُولُونَ عَلَى اللّهِ مَالَا تَعْلَمُونَ

(28) ve iza fealu fahişeten kalu vecedna aleyha abaena vallahü emerana biha kul innellahe la ye’müru bil fahşa’ e tekulune alellahi ma la ta’lemun
bir fuhuş yaptıkları zaman derler bunun üzerine bulduk biz babalarımızı bunu bize Allah emretti de ki şüphesiz Allah fuhşu emretmez bilmediğiniz şeyleri Allah (söyledi) mi diyorsunuz

(28) When they do aught that is shameful, they say: “We found our fathers doing so” and “Allah commanded us thus say: “Nay, Allah never commands what is shameful: do ye say of Allah what ye know not?”

1. ve : ve
2. izâ faalû : yaptıkları zaman
3. fâhişeten : kötülük, çirkin bir şey
4. kâlû : dediler
5. veced-nâ : biz bulduk
6. aleyhâ : bunun üzerine
7. âbâe-nâ : atalarımızı
8. vallâhu : ve Allah
9. emere-nâ : bize emretti
10. bi-hâ : onu
11. kul : de ki
12. inne allâhe : şüphesiz Allah
13. lâ ye’muru : emretmez
14. bi el fahşâi : fuhşu, kötülüğü
15. e tekûlûne : mı söylüyorsunuz
16. alâ allâhi : Allah’a karşı
17. : bir şeyi
18. lâ ta’lemûne : (bilmediğiniz) bilmiyorsunuz

وَإِذَا فَعَلُوا onlar yaptıkları zamanفَاحِشَةً bir hayasızlıkقَالُوا derlerوَجَدْنَا biz buldukعَلَيْهَا bunun üzerindeآبَاءَنَاatalarımızıوَاللَّهُ Allah daأَمَرَنَا bize emrettiبِهَا bunuقُلْ de kiإِنَّ elbette kiاللَّهَ Allahلَا يَأْمُرُ emretmez.بِالْفَحْشَاءِ hayasızlığıأَتَقُولُونَ mi söylüyorsunuzعَلَى اللَّهِ Allah hakkındaمَا لَا تَعْلَمُونَ bilmediğiniz bir şeyi


SEBEB-İ NÜZUL

Suddî’den ve Mücâhid’den rivayette şöyle demişlerdir: Yemenli bir arap kabilesi Beytullah’ı çıplak olarak tavaf ederdi. Onlara: “Neden Beytullah’ı böyle çıplak olarak tavaf ediyorsunuz diye soranlara: “Biz atalarımızı böyle yaparlarken bulduk. Allah da bize Beytullah’ı böyle çıplak olarak tavaf etmemizi emretti.” dediler de işte bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu

Advertisements