194

١٩٤

رَبَّنَا وَاتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيمَةِ اِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْميعَادَ

(194) rabbena ve atina ma veadtena ala rusülike ve la tuhzina yevmel kiyameh inneke la tuhlifül miad

ey Rabbimiz bize ver resullerin bize vaat ettiği şeyi bizi rezil etme kıyamet günü şüphesiz sen vaadinden dönmezsin

(194) “Our Lord! Grant us what Thou didst promise unto us through Thy Messengers, and save us from shame on the Day of Judgment for Thou never breakest Thy promise.”

1. rabbe-nâ : Rabbimiz
2. ve âti-nâ : ve bize ver
3. mâ vaadte-nâ : bize vaad ettiğin şeyi
4. alâ rusuli-ke : senin resûllerin vasıtası ile
5. ve lâ tuhzi-nâ : ve bizi rezil ve perişan etme
6. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
7. inne-ke : muhakkak ki sen
8. lâ tuhlifu : değiştirmezsin
9. el mîâde : verilen söz, vaad

رَبَّنَا Rabbimizوَآتِنَا bize verمَا وَعَدْتَنَا bize vaad ettiğin şeyiعَلَى رُسُلِكَ rasullerineوَلَا تُخْزِنَا ve bizi rüsvay etmeيَوْمَ günüالْقِيَامَةِ kıyametإِنَّكَ elbette ki senلَا تُخْلِفُ dönmezsinالْمِيعَادَva’dinden

Advertisements