62

    RevelationCuzPageSurah
    52 12227Hud(11)

٦٢

قَالُوا يَا صَالِحُ قَدْ كُنْتَ فينَا مَرْجُوًّا قَبْلَ هذَا اَتَنْهينَا اَنْ نَعْبُدَ مَا يَعْبُدُ ابَاؤُنَا وَاِنَّنَا لَفى شَكٍّ مِمَّا تَدْعُونَا اِلَيْهِ مُريبٍ

(62) kalu ya salihu kad künte fina mercüvven kable haza etenhana en na’büde ma ya’büdü abaüna ve innena le fi şekkim mimma ted’una ileyhi mürib

dediler ki ya salih! gerçekten sen bizim içimizde bundan önce ümit edilen (biriydin) bizi men etmek mi istiyorsun bizim ve babalarımızın kulluk ettiklerinden gerçekten biz şüphe içindeyiz bize davet etiğin şeylerden kuşku duymaktayız

(62) They said: O Salih thou hast been of us a centre of our hopes hitherto dost thou (now) forbid us the worship of what our fathers worshipped? but we are really in suspicious (disquieting) doubt as to that to which thou invitest us.

1. kâlû : dediler
2. yâ sâlihu : ey Salih
3. kad : olmuştu, idi
4. kunte : sen oldun
5. fî-nâ : içimizde, aramızda
6. mercuvven : hakkında ümit beslenen kimse
7. kable : önce
8. hâzâ : bu
9. e tenhâ-nâ : bizi nehy (men) mi ediyorsun
10. en na’bude : tapmaktan (bizim tapmamız)
11. mâ ya’budu : taptığı şeyler
12. âbâu-nâ : babalarımız (atalarımız)
13. ve inne-nâ : ve muhakkak ki biz
14. le fî şekkin : kesinlikle (şüphe) tereddüt içinde
15. mimmâ (min mâ) ted’û-nâ : bizi davet ettiğin (çağırdığın) şeyden
16. ileyhi : ona
17. murîbin : şüphe veren, şüphe edilen