101

    RevelationCuzPageSurah
    92 593Nisa(4)

١٠١

وَاِذَا ضَرَبْتُمْ فِى الْاَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَقْصُرُوا مِنَ الصَّلوةِ اِنْ خِفْتُمْ اَنْ يَفْتِنَكُمُ الَّذينَ كَفَرُوا اِنَّ الْكَافِرينَ كَانُوا لَكُمْ عَدُوًّا مُبينًا

(101) ve iza darabtüm fil erdi fe leyse aleyküm cünahun en taksuru mines salah in hiftüm ey yeftinekümül lezine keferu innel kafirine kanu leküm adüvvem mübina

sefere çıktığımızda yeryüzünde size günah yoktur namazları kısaltmanızda korkarsanız sizi fitneye düşürmesinden kafirlerin muhakkak ki kafirler sizin için açık düşmandırlar

(101) When ye travel through the earth, there is no blame on you if ye shorten your prayers, for fear the Unbelievers may attack you: for the Unbelievers are unto you open enemies.

1. ve izâ : ve … olduğu zaman
2. darabtum : sefere çıktınız
3. fî el ardı : yeryüzünde
4. fe : o taktirde
5. leyse : yoktur, değildir
6. aleykum : sizin üzerinize, size
7. cunâhun : bir günah
8. en taksurû : kısaltmanız
9. min es salât : namazdan
10. in : eğer
11. hıftum : siz korktunuz
12. en yeftine-kum : sizi fitnelemek, size kötülük etmek
13. ellezîne : onlar, olanlar
14. keferû : inkâr ettiler, kafir oldular
15. inne : muhakkak
16. el kâfirîne : kâfirler
17. kânû : oldular
18. lekum : sizin için, size
19. aduvven : düşman
20. mubînen : apaçık, açıkça

وَإِذَا ضَرَبْتُمْ sefere çıktığınız zamanفِي الْأَرْضِ yeryüzündeفَلَيْسَ yokturعَلَيْكُمْüzerinizeجُنَاحٌ bir günahأَنْ تَقْصُرُوا kısaltmanızdaمِنْ الصَّلَاةِ namazıإِنْ خِفْتُمْ korkarsanızأَنْ يَفْتِنَكُمْ size kötülük yapmasındanالَّذِينَ كَفَرُواküfürlerinde bilinçli olarak ısrar edenlerinإِنَّ muhakkak kiالْكَافِرِينَ kafirlerكَانُوا dırلَكُمْ sizin içinعَدُوًّا düşmanمُبِينًا apaçık

Advertisements