139

١٣٩

اِنَّ هؤُلَاءِ مُتَبَّرٌ مَا هُمْ فيهِ وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

(139) inne haülai mütebberum ma hüm fihi ve batilüm ma kanu ya’melun

şüphesiz işte hep helak olacak bunların içinde taptıkları şeyler ve yapmakta oldukları şey batıldır

(139) As to these folk, the cult they are in is (but) a fragment of a ruin, and vain is the (worship) which they practise.

1. inne : muhakkak
2. hâulâi : bunlar
3. mutebberun : helâk olmuş
4. : şey
5. hum : onlar
6. fîhi : onun içinde
7. ve bâtılun : ve bâtıldır (boştur)
8. : o şey
9. kânû : oldukları
10. ya’melûne : yapıyorlar

إِنَّ çünkü kesinlikleهَؤُلَاءِ onlarمُتَبَّرٌ yıkılmaya mahkûmdurمَا هُمْ فِيهِ onların içinde bulunduklarıوَبَاطِلٌ boşadırمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ yapmakta oldukları da