44

٤٤

تَحِيَّتُهُمْ يَوْمَ يَلْقَوْنَهُ سَلَامٌ وَاَعَدَّ لَهُمْ اَجْرًا كَريمًا

(44) tehiyyetühüm yevme yelkavnehu selam ve eadde lehüm ecran kerima
Onlara sağlık, afiyet, ona kavuşacakları gün selam (vardır) ve onlar için hazırlanmıştır kerim bir ecir

(44) Him will be peace Their salutation on the Day they meet and He has prepared for them a generous Reward.

1. tehiyyetu-hum : onların tehıyyeti (karşılanma mükâfatı)
2. yevme : gün
3. yelkavne-hu : ona mülâki olurlar (ruhları ölmedenönce Allah’a ulaşır)
4. selâmun : selâm
5. ve eadde : ve hazırladı
6. lehum : onlar için, onlara
7. ecren : ecir, mükâfat
8. kerîmen : kerim, çok, üstün


AÇIKLAMA

Allah Tealâ müminlerin bol sevaba ve güzel neticeye nail olmaları için kendilerine çeşitli nimetlerle lütufta bulunan Rablerini çok zikretmelerini müminlere emrederek şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Allah’ı çok zikredin. O’nu sabah akşam teşbih edin.”

Ey Allah ve Rasulünü tasdik edip yakinen iman edenler! Allah’ı dille­rinizle ve kalplerinizle bütün hissiyatınızı dolduracak ve gönlünüzde Rabbinizin korkusunu gerçekleştirecek şekilde bütün durumlarınızda çok zik­redin. O’nu gündüzün başında ve sonunda (yani bir şeyin başlangıcı ve so­nu aynı zamanda devamlılık hükmüyle ortasını da ihtiva ettiği için vakitlerin çoğunda) Allah’ı kendisine lâyık olmayan her şeyden tenzih edin.

Zemahşerî, “bükraten ve esıylâ’yı, bütün vakitlerde diye tefsir etmek­tedir. Bu iki vakit, gece ve gündüz meleklerinin hazır bulundukları vakit­ler olduğu için özellikle zikredilmiştir.

Peygamberimiz (s.a.) buyuruyor ki: “Allah’ın zikri her müslümanın ağzındadır.” Bir başka rivayete göre “Her müslümanın kalbindedir.”

Katade’den rivayet ediliyor ki Peygamberimiz (s.a.): “Sübhanallah velhamdülillah ve lâilâhe illallah vallahu ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billahi’l-aliyyi’l-azîm.” deyin buyurmuştur.

İmam Ahmed, Tirmizî ve İbni Mace’nin Ebu’d-Derdâ’dan rivayetlerin­de Peygamberimiz (s.a.):

– Size amellerinizin en hayırlısını ve melikiniz nezdinde en temizini ve derecelerinizde en yükseğini, sizin için altın ve gümüş vermekten daha ha­yırlı olanı, sizin için düşmanlarınızla karşılaşıp onların boyunlarını vur­manızdan ve onların sizin boyunlarınızı vurmalarından daha hayırlı olanı size haber vereyim mi? dedi. Sahabe-i kiram:

– Bu nedir, ya Rasulallah? dediler. Peygamberimiz:

– Allah’ı zikretmektir, buyurdu.

Müminlerin vasfını beyan etmede bu ayetin bir benzeri şudur: “Onlar Allah’ı ayakta, oturarak ve yanları üzerinde (yatarak) zikrederler.” (Âl-i İmran, 3/191).

Teşbihin zikirle birlikte manası şudur: Allah Tealâ’yı zikrettiğiniz za­man bu zikriniz O’nu her kötü şeyden tenzih etme ve ta’zimde bulunma şeklinde olmalıdır. Teşbihten murad budur.

Cenab-ı Hak daha sonra zikir ve teşbihe teşvik etti ve bunun sebebini bildirdi:

“Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için Allah size rahmet bahşe­der. Melekler de dua eder. Allah müminlere çok merhametlidir.”

Zikrettiğiniz ve teşbih ettiğiniz Rabbiniz size rahmetle muamele eden Allah’tır. Melekleri de sizin için istiğfar ederler. O bu rahmetle sizin hida­yette devam etmenizi, sizi küfür, cehalet ve sapıklık karanlıklarından hak, hidayet ve iman nuruna çıkmanızı murad eder. Rabbinizin mümin kulları­na dünya ve ahirette rahmeti tamdır, çok merhametlidir. Dünyada O, baş­kalarının bilemediği hakka onları iletti. Müminlerin dışındaki küfür ve bid’at davetçileriyle onlara tâbi olanların bulamadıkları hak yolu müminle­re gösterdi. Ahirette ise müminleri büyük korkudan emin kıldı. Melekleri­ne, müminleri cenneti kazandıkları ve cehennemden kurtuldukları şeklin­de müjde ile karşılamalarını emretti. Bu sadece müminlere olan sevgisin­den ve onlara karşı şefkatinden dolayıdır.

Allah Tealâ’nın rahmetinin tecellilerinden biri İmam Buhari’nin Sa­hihinde müminlerin emiri Hz. Ömer (r.a.)’den nakledilen şu hadis-i şerifte yer alan husustur: Rasulullah (s.a.) esirlerden bir kadının çocuğunu alıp onu göğsüne iyice yapıştırıp emzirdiğini gördü. Peygamberimiz (s.a.) ashaba:

– Zorlansa, darda kalsa bile bu kadın çocuğunu ateşe atar mı, ne dersi­niz? Ashab:

– Hayır, dediler. Peygamberimiz (s.a.):

– Allah’a yemin olsun ki, Allah kullarına bu kadının çocuğuna olan merhametinden daha merhametlidir.

Cenab-ı Hak daha sonra dünyadaki itinasını beyan ettikten sonra ahiretteki sonsuz rahmetinin delilini zikretmek üzere şöyle buyurdu:

“Onların, Allah’a kavuştukları gün selamlaşmaları “selâm” şeklinde­dir. Allah onlara güzel bir mükâfat hazırlanmıştır.” Yani onların ahirette Allah Tealâ tarafından melekleri vasıtasıyla selâmlanmaları “selâm” şek­lindedir. Nitekim bu selâm bir başka âyette şöyle ifade edilmiştir: “Rahim olan Rablerinden onlara söz olarak “Selâm” vardır.” (Yasin, 36/58).

“Melekler her kapıdan onların yanlarına girecekler ve “Sabretmenizin karşılığı olarak selâm size! Ahiretin en güzel mükâfatı ne hoştur!” diyecek­lerdir.” (Rad, 13/23-24).

Cenab-ı Hak ahirette güzel sevap yani cennet ve cennette hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir insanın kalbine doğmayan yi­yecekler, içecekler, giyecekler, meskenler, lezzetler ve manzaralar hazırladı

Advertisements