135

١٣٥

فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ الرِّجْزَ اِلى اَجَلٍ هُمْ بَالِغُوهُ اِذَاهُمْ يَنْكُثُونَ

(135) felemma keşefna anhümür ricze ila ecelin hüm baliğuhü iza hüm yenküsun

vaktaki, onların azabını kaldırdık onları erişecekleri bir müddete kadar o zaman onlar yeminlerini bozdular

(135) But every time we removed the penalty from them according to a fixed term which they had to fulfil, behold they broke their word

1. fe : böylece, artık
2. lemma : olduğu zaman
3. keşef-nâ : gideririz, kaldırırız
4. an-hum er ricze : onlardan azabı
5. ilâ ecelin : belirli bir müddete kadar
6. hum : onlar
7. bâligû-hu : ona ulaşanlar
8. izâ hum : …dığı zaman
9. hum : onlar
10. yenkusûne : bozarlar, nakzederler (ediyorlar)

فَلَمَّا كَشَفْنَاgiderinceعَنْهُمْ kendilerindenالرِّجْزَ azabıإِلَى أَجَلٍ bir süreye kadarهُمْ بَالِغُوهُ erişebilecekleriإِذَا هُمْ يَنكُثُونَ derhal ahitlerini bozdular

Advertisements