90

٩٠

حَتّى اِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلى قَوْمٍ لَمْ نَجْعَلْ لَهُمْ مِنْ دُونِهَا سِتْرًا

(90) hatta iza belağa matliaş şemsi vecedeha tatlüu ala kavmil lem nec’al lehüm min duniha sitra

sonunda güneşin doğduğu yere ulaşınca onu doğuyor buldu bir kavmin üzerine kendilerini güneşten koruyacak siper yapmamıştık

(90) Until, when he came to the rising of the sun, he found it rising on a people for whom we had provided no covering protection against the sun.

1. hattâ izâ : olduğu zaman
2. belega : ulaştı
3. matlıa eş şemsi
(talaa)
: güneşin (tulû ettiği) doğduğu yer
: (doğdu)
4. vecede-hâ : onu buldu
5. tatluu : doğuyor
6. alâ kavmin : bir kavmin üzerine
7. lem nec’al : kılmadık, yapmadık
8. lehum : onlar için, onlara
9. min dûni-hâ : ondan başka
10. sitren : bir örtü, perde

Advertisements