11

١١

يُبَصَّرُونَهُمْ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدى مِنْ عَذَابِ يَوْمِءِذٍ بِبَنيهِ

(11) yubassarunehüm yeveddulmucrimu lev yeftediy min ‘azabi yevmeizin bibeniyhi
Onlar, (birbirlerine) gösterildikleri (halde) mücrim(ler) isteyecek fidye vermek o günün azabından (kurtulmak için) oğullarını

(11) Though they will be put in sight of each other, the sinner’s desire will be: would that he could redeem himself from the Penalty of that Day by (sacrificing) his children,

1. yubassarûne-hum : birbirlerine gösterilirler
2. yeveddu : temenni eder, olmasını ister
3. el mucrimu : günahkâr
4. lev : keşke, olsa, olabilse
5. yeftedî : fidye olarak verir
6. min azâbi : azaptan
7. yevmi izin : izin günü
8. bi benî-hi : oğullarını

يُبَصَّرُونَهُمْonlar birbirlerine gösterilirlerيَوَدُّ isterالْمُجْرِمُher suçluلَوْ يَفْتَدِيfidye vermekمِنْ عَذَابِazabına karşılıkيَوْمِئِذٍo gününبِبَنِيهِoğullarını