117

١١٧

بَديعُ السَّموَاتِ وَالْاَرْضِ وَاِذَا قَضى اَمْرًا فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونَ

(117) Bedius semavati vel ard ve iza kada emran fe innema yekulü lehu kün fe yekun

Semaları yaratandır ve arzı o bir işin olmasına hüküm vermişse ancak ona ‘OL’ der (o da) hemen oluverir

(117) To Him is due the primal origin of the heavens and the earth: when he decreeth a matter, he saith to it: “Be”, and it is.

1. bedîu : eşsiz, örneksiz herşeyin ilkini yaratan, yaratıcı
2. es semâvâti : semalar, gökler
3. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
4. ve izâ : ve o zaman, olduğu zaman
5. kadâ : oldu
6. emren : emir, iş
7. fe : o zaman
8. innemâ : sadece
9. yekûlu : söyler
10. lehu : ona
11. kun : ol
12. fe : o zaman, böylece
13. yekûnu : olur

بَدِيعُörneksiz yaratandırالسَّمَاوَاتِgökleriوَالْأَرْضِve yeriوَإِذَا قَضَىhükmettiği zaman أَمْرًاbir işeفَإِنَّمَا يَقُولُderلَهُonaكُنْolفَيَكُونُo da hemen oluverir

Advertisements