83

٨٣

وَاِذَا سَمِعُوا مَا اُنْزِلَ اِلَى الرَّسُولِ تَرى اَعْيُنَهُمْ تَفيضُ مِنَ الدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا مِنَ الْحَقِّ يَقُولُونَ رَبَّنَا امَنَّا فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدينَ

(83) ve iza semiu ma ünzile iler rasuli tera a’yünehüm tefidu mined dem’i mimma arafu minel hakk yekulune rabbena amenna fektübna meaş şahidin

resule indirileni dinledikleri zaman görürsün gözlerinin yaşla dolup döküldüğünü hakkı anladıklarından ey Rabbimiz derler biz iman ettik bizi şahadet getirenlerle yaz

(83) And when they listen to the revelation received by the Messenger, thou wilt see their eyes overflowing with tears, for they recognize the truth: they pray: “Our Lord! we believe write us down among the witnesses.

1. ve izâ semiû : ve işittikleri zaman
2. mâ unzile : indirilen şeyi, indirileni
3. ilâ er resûli : Resûl’e
4. terâ : görürsün
5. a’yune-hum : onların gözleri
6. tefîdu : boşalır, akar
7. min ed dem’ı : göz yaşından
8. mimmâ (min mâ) : şeyden dolayı
9. arefû : ârif oldular (irfan sahibi oldular: kalp kulağı ve kalp gözü açıldı, hikmetin ve mütezekkir ve hayrın sahibi oldular)
10. min el hakkı : haktan, Allâh’tan (c.c.)
11. yekûlûne rabbe-nâ : Rabb’imiz derler
12. âmennâ fe uktub-nâ : biz âmenû olduk artık bizi yaz
13. mea eş şâhidîne : şâhidlerle beraber

وَإِذَا سَمِعُوا duydukları zamanمَا أُنزِلَ indirileniإِلَى الرَّسُولِ Rasul’eتَرَى görürsünأَعْيُنَهُمْ onların gözlerininتَفِيضُ dolup taştığınıمِنْ الدَّمْعِ yaşlaمِمَّا عَرَفُوا anladıklarındanمِنْ الْحَقِّ hakkıيَقُولُونَ derler kiرَبَّنَا ey Rabbimizآمَنَّا biz iman ettikفَاكْتُبْنَا artık bizi yazمَعَ beraberالشَّاهِدِينَ şahitlerle

Advertisements