62

٦٢

فَلَمَّا جَاوَزَا قَالَ لِفَتيهُ اتِنَا غَدَاءَنَا لَقَدْ لَقينَا مِنْ سَفَرِنَا هذَا نَصَبًا

(62) felemma caveza kale lifetahü atina ğadaena le kad lekiyna min seferina haza nesaba

geçtikleri zaman (musa) o gence dedi sabah kahvaltımızı getir yemin olsun karşılaştık bu seferimizde yorgunlukla

(62) When they had passed on (some distance), Moses said to his attendant: bring us our early meal truly we have suffered much fatigue at this (stage of) our journey.

1. fe : böylece, bundan sonra
2. lemmâ : olduğu zaman
3. câvezâ : ikisi mesafe katettiler (bir yerden bir yere geçtiler, gittiler)
4. kâle : dedi
5. li fetâ-hu : genç arkadaşına
6. âti-nâ : bize getir
7. gadâe-nâ : sabah kahvaltımız
8. lekad : andolsun ki
9. lekînâ : biz karşılaştık, maruz kaldık (hissettik)
10. min seferi-nâ : seferimizden, yolculuğumuzdan (dolayı, sebebiyle)
11. hâzâ : bu
12. nasaben : yorgunluk, bitkinlik, meşakkat