30

٣٠

وَقَالَ نِسْوَةٌ فِى الْمَدينَةِ امْرَاَتُ الْعَزيزِ تُرَاوِدُ فَتيهَا عَنْ نَفْسِه قَدْ شَغَفَهَا حُبًّا اِنَّا لَنَريهَا فى ضَلَالٍ مُبينٍ

(30) ve kale nisvetün fil medinetim raetül azizi türavidü fetaha an nefsih kad şeğafeha hubba inna leneraha fi dalalim mübin

şehrin kadınları dedi ki azizin hanımı gencin nefsinden murat almak istiyormuş gerçekten kadının gönlü onun sevgisi (ile tutuşmuş) şüphesiz biz bu kadını görüyoruz açık bir sapıklık içinde

(30) Ladies said in the city: the wife of the (great) Aziz is seeking to seduce her slave from his (true) self: truly hath he inspired her with violent love: we see she is evidently going astray.

1. ve kâle : ve dedi
2. nisvetun : kadınlar
3. fî el medîneti : şehirde
4. emre’etu el azîzi : azîzin (vezirin) hanımı
5. turâvidu : elde etmek istiyor
6. fetâhâ : onun emrinde olan (kölesi) genç delikanlı
7. an nefsi-hî : onun nefsinden
8. kad : olmuş
9. şegafe-hâ : onun kalbine işlemiş
10. hubben : sevgi, aşk
11. innâ : muhakkak biz
12. le nerâ-hâ : onu görüyoruz
13. fî dalâlin : bir sapıklık içinde
14. mubînin : apaçık