78

٧٨

وَدَاوُدَ وَسُلَيْمنَ اِذْ يَحْكُمَانِ فِى الْحَرْثِ اِذْ نَفَشَتْ فيهِ غَنَمُ الْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَاهِدينَ

(78) ve davude ve süleymane iz yahkümani fil harsi iz nefeşet fihi ğanemül kavm ve künna li hukmihim şahidin
davut ve süleyman da hani ekin hakkında hüküm veriyorlardı ekin tarlasında yayılmışlardı bir kavmin koyunları biz de onların verdiği hükme şahitler idik

(78) And remember David And Solomon, when they gave judgment in the matter of the field into which had strayed by night: The sheep of certain people we did witness their judgment.

1. ve dâvude : ve Davut
2. ve suleymâne : ve Süleyman
3. iz yahkumâni : ikisi hüküm veriyordu
4. : içinde
5. el harsi : ekin
6. iz nefeşet : hayvanlar geceleyin (çobansız olarak) yayılmıştı
7. fî-hi : hakkında
8. ganemu : koyunlar
9. el kavmi : kavmi
10. ve kun-nâ : ve biz olduk
11. li hukmi-him : onların hükmüne
12. şâhidîne : şahitler, şahit olanlar

Advertisements