22

٢٢

اَفَمَنْ يَمْشى مُكِبًّا عَلى وَجْهِه اَهْدى اَمَّنْ يَمْشى سَوِيًّا عَلى صِرَاطٍ مُسْتَقيمٍ

(22) efemen yemşiy mukibben ‘ala vechihi ehda emmen yemşiy seviyyen’ ala sıratın mustekım
Şimdi yüz üstü sürünen mi? daha doğrudur yoksa düzgünce yürüyen mi? sıratı müstakim üzerinde

(22) Is then one who walks headlong, with his face grovelling, better guided, or one who walks evenly on a Straight Way?

1. e : mi
2. fe : öyleyse
3. men : kimse
4. yemşî : yürür
5. mukibben : tökezleyen, sürünen
6. alâ : üzerinde
7. vechi-hî : yüzü üzerinde, yüzüstü
8. ehdâ : daha çok hidayete eren
9. em men : yoksa kim
10. yemşî : yürür
11. seviyyen : düzgün (dimdik, seviyeli)
12. alâ : üzerinde
13. sırâtın mustekîmin : Sıratı Mustakîm, Allah’a ulaştıran yol

أَفَمَنْ يَمْشِيşu halde yürüyen miمُكِبًّا sürünerekعَلَى وَجْهِهِyüzüstüأَهْدَى daha çok hidayete ererأَمَّنْ yoksa yürüyen miيَمْشِي سَوِيًّاdümdüzعَلَى صِرَاطٍyoldaمُسْتَقِيمٍdosdoğru


SEBEB-İ NÜZUL
Mukatil bu âyet-i kerimenin Ebu Cehil ve Hz. Peygamber hakkında nazil olduğunu söylemiştir. Atâ’nın İbn Abbâs’tan rivayetine göre ise Ebu Cehil ve Hamza ibn Abdülmuttalib hakkındadır. İkrime ise Ebu Cehil ve Ammâr ibn Yâsir hakkında olduğunu söyler