7

٧

وَاِذْ يَعِدُكُمُ اللّهُ اِحْدَى الطَّاءِفَتَيْنِ اَنَّهَا لَكُمْ وَتَوَدُّونَ اَنَّ غَيْرَ ذَاتِ الشَّوْكَةِ تَكُونُ لَكُمْ وَيُريدُ اللّهُ اَنْ يُحِقَّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِه وَيَقْطَعَ دَابِرَ الْكَافِرينَ

(7) ve iz yeidükümüllahü ihdet taifeteyni enneha leküm ve teveddune enne ğayra zatiş şevketi tekunü leküm ve yüridüllahü ey yühikkal hakka bi kelimatihi ve yaktaa dabiral kafirin

o zaman Allah size vaat ediyordu kesinlikle o iki taifeden birinin sizin (olacağına) sizde istiyorsunuz sizin olması için silahsız olanını Allah’ta istiyordu hak olarak yerine getirmek hak olan kelimelerini ve kafirlerin arkasını kesmek

(7) Behold Allah promised you one of the tow (enemy) parties, that is should be yours: ye wished that the one unarmed should be yours, but Allah willed to justify the truth according to his words, and to cut off the roots of the Unbelievers

1. ve iz yaıdu-kum allâhu : ve Allah size vaadettiği zaman
2. ihdâ et tâifeteyni : iki taifeden biri
3. enne-hâ : onun olduğu, olması
4. lekum : sizin için
5. ve teveddûne : ve temenni ediyorsunuz, diliyorsunuz
6. enne : olduğunu, olmasını
7. gayre : başka, diğer
8. zâti eş şevketi : silâh sahibi
9. tekûnu : olması
10. lekum : sizin için
11. ve yurîdu allâhu : ve Allah istiyor
12. en yuhıkka el hakka : hakkın gerçekleşmesi
13. bi kelimâti-hî : onun sözleri ile
14. ve yaktaa : ve kesiyor
15. dâbire el kâfirîne : kâfirlerin arkasını

وَإِذْ يَعِدُكُمْ o zaman ki size vaadetmişti deاللَّهُ Allahإِحْدَى birininالطَّائِفَتَيْنِ iki topluluktanأَنَّهَا لَكُمْ muhakkak sizin olacağınıوَتَوَدُّونَ siz isitiyordunuzأَنَّ غَيْرَ ذَاتِ الشَّوْكَةِ güçsüz olanınتَكُونُ لَكُمْ sizin olmasınıوَيُرِيدُ istiyorduاللَّهُ Allah iseأَنْ يُحِقَّ gerçekleştirmekالْحَقَّ hakkıبِكَلِمَاتِهِ kelimeleriyleوَيَقْطَعَ ve kesmekدَابِرَ arkasınıالْكَافِرِينَkâfirlerin