8

٨

وَاَنَّا لَمَسْنَا السَّمَاءَ فَوَجَدْنَاهَا مُلِءَتْ حَرَسًا شَديدًا وَشُهُبًا

(8) ve enna lemesnessemae fevecednaha muliet haresen şediyden ve şuhuben
Doğrusu biz (cinler) semayı yokladık da onu doldurulmuş bulduk kuvvetli bekçiler ve gök taşlarıyla

(8) And We pried into the secrets of heaven but we found it filled with stern guards and flaming fires.

1. ve ennâ : ve gerçekten biz
2. le : elbette
3. mesnâ : dokunduk (kulak hırsızlığı yapmak için) temasa geçtik yokladık, yükseldik
4. es semâe : sema, gökyüzü
5. fe : o zaman
6. vecednâ-hâ : onu bulduk
7. muliet : doldurulmuş
8. haresen : koruyucular, bekçiler
9. şedîden : şiddetli, kuvvetli, çok güçlü
10. ve şuhuben : ve şihaplar, yakıcı ışınlar, kayan yıldızlar, ateş şuleleri

وَأَنَّاdoğrusu bizلَمَسْنَا yokladıkالسَّمَاءَgöğüفَوَجَدْنَاهَاfakat onu buldukمُلِئَتْ kaplıحَرَسًا koruyucularشَدِيدًا güçlüوَشُهُبًا ve alevli ateşlerle