51

٥١

اَوْ خَلْقًا مِمَّا يَكْبُرُ فى صُدُورِكُمْ فَسَيَقُولُونَ مَنْ يُعيدُنَا قُلِ الَّذى فَطَرَكُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍ فَسَيُنْغِضُونَ اِلَيْكَ رُؤُسَهُمْ وَيَقُولُونَ مَتى هُوَ قُلْ عَسى اَنْ يَكُونَ قَريبًا

(51) ev halkam mimma yekbüru fi suduriküm fe seyekulune mey yüiydüna kulillezi fetaraküm evvele merrah feseyünğidune ileyke ruusehüm ve yekulune meta hu kul asa ey yekune kariba
yahut bir mahluk olun gönlünüzde büyüyen sonra diyecekler bizi tekrar kim diriltecek? sizi ilk defa yaratan de sonra sana başlarını sallayacaklar o ne zaman diyecekler umulur ki yakındır de

(51) Or created matter which, in your minds, in hardest (to be raised up), (yet shall ye be raised up) then will they say: who will cause us to return? say: He Who created you first then will they wag their heads towards thee, and say, when will that be? say, may be it will be quite soon

1. ev : veya
2. halkan : yaratılış
3. mim mâ (min mâ) : şeyden
4. yekburu : büyür, büyük olur, büyüyen (bir şey)
5. fî sudûri-kum : gönlünüzde, içinizde, hayalinizde
6. fe se yekûlûne : o zaman derler
7. men : kim
8. yuîdu-nâ : bizi geri çevirir
9. kulillezî (kul ellezî) : de, ki o
10. fetara-kum : sizi yarattı
11. evvele : ilk, evvelce
12. merretin : kere, defa
13. fe se yungıdûne
(angada)
: o zaman sallayacaklar
: (salladı)
14. ileyke : sana
15. ruûse-hum : onların başları, başlarını
16. ve yekûlûne : ve derler
17. metâ : ne zaman
18. huve : o
19. kul : de
20. asâ : umulur ki, belki, muhtemelen
21. en yekûne : olmak, olması
22. karîben : pek yakın, yakın

Advertisements