42

٤٢

وَالَّذينَ امَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا اُولءِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فيهَا خَالِدُونَ

(42) vellezine amenu ve amilus salihati la nükellifü nefsen illa vüs’aha ülaike ashabül cenneh hüm fiha halidun
o kimseler ki iman edip salih amel işlerlerse nefsi mükellef tutmayız ancak gücünün nispetinde işte bunlar cennet ashabıdır onlar orada ebedi kalacaklardır

(42) But those who believe and work righteousness- no burden do We place on any soul, but that which it can bear -they will be Companions of the Garden, therein to dwell (forever).

1. ve : ve
2. ellezîne âmenû : âmenû olan, îmân eden, kimseler (hayatta iken Allah’a ulaşmayı dileyen)
3. ve amilu es sâlihâti : salih amel işleyen (nefs tezkiyesi yapan)
4. lâ nukellifu : sorumlu tutmayız
5. nefsen : nefs
6. illâ : ancak, yalnız, …den başka
7. vus’a-hâ : onun gücü, kapasitesi
8. ulâike : işte onlar
9. ashâbu el cenneti : cennet ehli
10. hum : onlar
11. fî-hâ : orada
12. hâlidûne : ebedî kalanlar, kalıcı olanlar

وَالَّذِينَ آمَنُوا iman edipوَعَمِلُوا işleyenler var yaالصَّالِحَاتِ salih amelلَا نُكَلِّفُki yüklerizنَفْسًا bir nefseإِلَّا ancakوُسْعَهَا gücünün yettiğiniأُوْلَئِكَ işte onlarأَصْحَابُ الْجَنَّةِ cennetliktirlerهُمْ onlarفِيهَا oradaخَالِدُونَ daimi kalıcıdırlar

Advertisements