26

٢٦

قَالَ هِىَ رَاوَدَتْنى عَنْ نَفْسى وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِنْ اَهْلِهَا اِنْ كَانَ قَميصُهُ قُدَّ مِنْ قُبُلٍ فَصَدَقَتْ وَهُوَ مِنَ الْكَاذِبينَ

(26) kale hiye ravedetni an nefsi ve şehide şahidüm min ehliha in kane kamisuhu kudde min kubulin fe sadekat ve hüve minel kazibin

(yusuf’ da) “kadın benim nefsimden murat almak istedi” dedi şahitlik etti ve kadının ehlinden olan bir şahit de eğer onun gömleği önünden yırtılmışsa artık kadın doğru söylemiştir ve o (yusuf) yalancılardandır

(26) He said: it was she that sought to seduce me from my (true) self. and bore witness, And one of her household saw (this) (thus): if it be that his shirt is rent from the front, then is her tale true, and he is a liar

1. kâle : dedi
2. hiye : o (kadın)
3. râvedet-nî : beni elde etmeye çalıştı, benimle beraber olmak istedi
4. an nefsî : nefsimden
5. ve şehide : ve şahitlik etti
6. şâhidun : bir şahit
7. min ehli-hâ : onun (kadının) ailesinden
8. in kâne : eğer olduysa, ise
9. kamîsu-hu : onun gömleği
10. kudde : yırtıldı
11. min kubulin : önden
12. fe sadekat : o zaman, o taktirde doğru söyledi, haklı
13. ve huve : ve o (erkek)
14. min el kâzibîne : yalancılardan

Advertisements