11

١١

كَدَاْبِ الِ فِرْعَوْنَ وَالَّذينَ مِنْ قَبْلِهِمْ كَذَّ بُوا بِايَاتِناَ فَاَخَذَهُمُ اللّهُ بِذُنُوبِهِمْ وَاللّهُ شَديدُ الْعِقَابِ

(11) kede’bi ali fir’avne vellezine min kablihim kezzebu bi ayatina fe ehazehümüllahü bi zünubihim vallahü şedidül ikab

tıpkı firavun hanedanı gibi ve onlardan öncekilerin (durumu gibi) bizim ayetlerimizi yalanlamışlardı Allah’ta onları yakalayıvermişti günahları sebebiyle Allah’ın azabı şiddetlidir

(11) (their plight will be) no better than that of the people of pharaoh, and their predecessors: they denied our Signs, and Allah called them to account for their sins. and Allah called them to account for their sins. For Allah is strict in punishment.

1. ke de’bi : gibi, benzer, durumu gibi
2. âli fir’avne : firavun ailesi
3. ve ellezîne : ve onlar, ve o kimseler
4. min kabli-him : onlardan önce
5. kezzebû : tekzip ettiler, yalanladılar
6. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
7. fe ehaze-hum allâhu : bunun üzerine Allah onları yakaladı
8. bi zunûbi-him : günahları ile, günahları sebebiyle
9. ve allâhu : ve Allah
10. şedîdu el ıkâbi : ikâbın (azabın) şiddeti, ikâbı (azabı) şiddetli

Advertisements