17

١٧

يَتَجَرَّعُهُ وَلَا يَكَادُ يُسيغُهُ وَيَاْتيهِ الْمَوْتُ مِنْ كُلِّ مَكَانٍ وَمَا هُوَ بِمَيِّتٍ وَمِنْ وَرَاءِه عَذَابٌ غَليظٌ

(17) yetecerrauhu ve la yekadü yüsiğuhu ve ye’tihil mevtü min külli mekaniv ve ma hüve bi meyyit ve miv veraihi azabün ğaliyz

o irini yudumlayacak ama onu (boğazından) kolayca yutup geçiremeyecek ölüm ona her mekandan gelecek fakat o ölmeyecek ve onun ardından da çok büyük azap (vardır)

(17) In gulps will he sip it, but never will he be near swallowing it down his throat: death will come to him from every quarter, yet will he not die: and in front of him will be a chastisement unrelenting.

1. yetecerreu-hu : onu yutmaya çalışır (çalışacak)
2. ve lâ yekâdu : ve olmayacak, olamayacak
3. yusîgu-hu : onu boğazdan kolayca geçirir
4. ve ye’tî-hi el mevtu : ve ona ölüm gelecek
5. min kulli mekânin : heryerden, her mekândan
6. ve mâ : ve olmaz, olamaz
7. huve : o
8. bi meyyitin : ölü
9. ve min verâi-hi : ve onun arkasından
10. azâbun : bir azap
11. galîzun : ağır, galiz


AÇIKLAMA
Onu yudum yudum içecek fakat yutamayacaktır. Ölümün belirtileri ona her taraftan geldiği halde, ölemiyecek, arkasından da çetin bir azab gelecektir.