37

    RevelationCuzPageSurah
    102 18354Nur(24)

٣٧

رِجَالٌ لَاتُلْهيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللّهِ وَاِقَامِ الصَّلوةِ وَايتَاءِ الزَّكوةِ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فيهِ الْقُلُوبُ وَالْاَبْصَارُ

(37) ricalül la tülhihim ticaratüv ve la bey’un an zikrillahi ve ikamis salit ve itaiz zekati yehafune yevmen tetekallebü fihil kulubü vel ebsar
(Öyle) Adamlar var ki onları ne ticaret ne de alışveriş alıkoymaz Allah’ı zikir etmekten namazlarını dosdoğru kılmaktan zekatlarını vermekten (öyle) bir günden korkarlar ki o gün de kalpler, gözler (halden hale) çevrilir

(37) By men whom neither traffic nor merchandise can divert from the Remembrance of Allah, nor from regular Prayer, nor from the practice of regular Charity: their (only) fear is for the Day when hearts and eyes will be transformed (in a world wholly new),

1. ricâlun : adamlar
2. lâ tulhî-him : onları alıkoymaz, meşgul etmez, vazgeçirmez
3. ticâratun : ticaret
4. ve lâ : ve olmaz
5. bey’un : alışveriş
6. an zikrillâhi : Allah’ın zikrinden
7. ve ikâmi es salâti : ve namazın ikame edilmesi
8. ve îtâi ez zekâti : ve zekâtın verilmesi
9. yehâfûne : korkarlar
10. yevmen : gün
11. tetekallebu : döner, dönecek
12. fîhi el kulûbu : kalplerin
13. ve el ebsâru : ve gözler, bakışlar, görüşler


SEBEB-İ NÜZUL

Abdulah ibn Ömer’den rivayete göre o, bir gün çarşıda iken ezan okunmuş, çarşıdaki dükkân sahipleri hemen dükkânlarını kapatıp Mescid-i Nebevîye gitmişler. İbn Ömer der ki: İşte onlar (ezan okunur okunmaz dükkânlarını kapatıp Mescid-i Nebevî’ye giren işyeri sahipleri) hakkında “Öyle kimseler ki ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah’ı zikretmekten alıkoymaz…” âyet-i kerimesi nazil oldu.

Hz. Peygamber (sa)’in asr-ı saadetinde iki müslüman varmış. Bunlardan birisi tüccar, diğeri de satmak üzere kılıç yapan kılıç ustası bir demirci imiş. Tüccar olanı ezanı duyduğunda terazi elinde ise hemen atar, yerde ise kaldırmayıp o halde bırakır ve hemen Mescid-i Nebevî’ye gidermiş. Demirci olanı ise çekiç örsün üzerindeyse olduğu gibi bırakır, yok örsün üzerindeki kılıca vurmak üzere kaldırmışsa arkasına atar ve hemen Mescid-i Nebevî’ye gidermiş. İşte bu ikisine ve bunlara benzeyenlere bir övgü olmak üzere Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirmiş

Bu âyet-i kerimenin ashab-ı Suffe hakkında nazil olduğu da söylenmiştir.

Advertisements