21

٢١

عَالِيَهُمْ ثِيَابُ سُنْدُسٍ خُضْرٌ وَاِسْتَبْرَقٌ وَحُلُّوا اَسَاوِرَ مِنْ فِضَّةٍ وَسَقيهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًا طَهُورًا

(21) ‘aliyehum siyabu sundusin hudrun ve istebrakun ve hullu esavire min fiddatin ve sekahum rabbuhüm şeraben tahuren
Üzerinde elbiseler ince zarif ipekten, yeşil sırmalı ipekten süslenmişlerdir gümüşten bileziklerle Rableri onlara sunmaktadır tertemiz bir içecek

(21) Upon them will be green Garments of fine silk and heavy brocade, and they will be adorned with bracelets of silver and their Lord will give to them to drink of a Wine Pure and Holy.

1. âliye-hum : onların üstleri
2. siyâbu : elbise
3. sundusin : ince ipek
4. hudrun : yeşil
5. ve istebrakun : ve kalın ipek, atlas
6. ve hullû : ve bezendiler, süslendiler
7. esâvira : bilezikler
8. min fıddatin : gümüşten
9. ve sekâ-hum : ve onlara içecek sundu
10. rabbu-hum : onların Rabbi, Rab’leri
11. şarâben : içecekler, şaraplar
12. tahûran : çok temiz (lezzetli)

عَالِيَهُمْüzerlerinde vardır ثِيَابُ elbiseler سُندُسٍ ince ipekten خُضْرٌ yeşil وَإِسْتَبْرَقٌve kalın ipekten وَحُلُّوا süslenmişlerdir أَسَاوِرَ bileziklerle مِنْ فِضَّةٍgümüşten وَسَقَاهُمْonlara içirmiştir رَبُّهُمْ Rableri شَرَابًا bir şarap طَهُورًا son derece temiz

Advertisements