86

٨٦

اَلَمْ يَرَوْا اَنَّا جَعَلْنَا الَّيْلَ لِيَسْكُنُوا فيهِ وَالنَّهَارَ مُبْصِرًا اِنَّ فى ذلِكَ لَايَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

(86) e lem yerav enna cealnel leyle li yeskünu fihi ven nehara mübsir inne fi zalike le ayatil li kavmiy yü’minun
Görmediler mi? geceyi yarattık içinde sükunet bulasınız diye gündüzü de aydınlık yaptık gerçekten bunda ibretler vardır iman eden bir kavim için

(86) See they not that We have made the Night for them to rest in and the Day to give them light? Verily in this are Signs for any people that believe!

1. e : mi
2. lem yerev : görmediler
3. ennâ : nasıl
4. cealnâ : kıldık
5. el leyle : gece
6. li yeskunû : sükûn bulsunlar, dinlensinler diye
7. fî-hi : orada, onun için
8. ve en nehâra : ve gündüz
9. mubsıren : görünen, aydınlık (olan)
10. inne : muhakkak ki
11. fî zâlike : işte bunda vardır
12. le : muhakkak, mutlaka
13. âyâtin : âyetler, mucizeler, deliller
14. li kavmin : bir kavim için
15. yu’minûne : mü’min olanlar, inananlar


AÇIKLAMA
Kıyamet Alametleri Ve İlk Belirtileri -1-
Dabbatü’l-Arzın Çıkışı, Allah’ın Ayetlerini Yalanlayan Zalimlerin Mahşerde Toplanmaları
82.ayetten 86.ayete kadar;

Kendilerine söylenen “söz başlarına geldiği zaman onlar için “Dabbe” denilen bir varlık çıkarırız da o varlık onlara insanların ayetlerimize kesin bir imanla inanmadıklarını söyler.”

Yani bu durum ahir zamanda insanların fesada uğradığı, Allah’ın emir­lerini terk ettikleri, hak dinini değiştirdikleri ve kendilerine vaad edilen aza­bı hak ettikleri zaman olur. Kıyametin kopmasının yaklaştığı bir zamanda Allah insanlar için yerden bir “Dabbe” çıkarır ve bu Dabbe onlara insanların çoğunun Allah’ın ayetlerine kesin bir imanla inanmadıklarını söyler.

Bu “Dabbe” denilen varlık bazı yeni müfessirlerin söyledikleri gibi söz söylemekle tavsif edildiği için belki de bir insandır. Zira yeryüzünde hareket eden her varlık “Dabbe”dir.

Bu “Dabbe” hadis-i şeriflerde “cessâse” olarak adlandırılmıştır. Bu hu­susta âhad hadisler varit olmuştur. Bu hadislerden biri Müslim’in ve Sünen sahiplerinin Huzeyfe b. Esîd el-Gıfarî’den rivayet ettikleri hadis-i şeriftir. Huzeyfe şöyle anlatıyor: Rasulullah (s.a.) odasından çıkıp yanımıza geldi. Biz kıyamet konusunu müzakere ediyorduk. Buyurdular ki: “Sizler şu on ayeti görmedikçe kıyamet kopmaz:

– Güneşin batıdan doğması,

– Duman,

– Dabbe’nin çıkması,

– Ye’cûc ve Me’cûcün çıkması,

– Hz. İsa aleyhisselâmın çıkması,

– Deccal,

– Üç yerin yerin dibine batması, ki bunlar batıda ve doğuda Arap yarı­madasında, gerçekleşecektir.

– Aden’den çıkacak ateşin insanları sevketmesi ve insanları toplaması, oların gecelediği yerde gecelemesi, onların istirahat ettiği yerde onlarla birlikte istirahat etmesi.

“Dabbetül-arz’ın çıkış yerine gelince: Rasulullah’a

– Dabbe nereden çıkacak? diye soruldu.

– Mescidlerin Allah Tealâ’ya hürmet yönünden en muazzamı olan mescidden -yani Mescidi Haram’dan çıkacaktır, buyurdu.

Cenab-ı Hak kıyametin kopmasının birinci alâmetini zikrettikten sonra ikinci alâmeti zikretti:

“O gün her ümmetin ayetlerimizi yalanlayanlarından bir cemaat topla­rız. Onlar hep birarada tutulurlar. Mahşer yerine geldikleri zaman Allah on­lara şöyle seslenir: Siz hiçbir bilgi sahibi olmadan benim ayetlerimi mi ya­lanladınız? Yoksa yaptığınız neydi?”

Yani kıyamet günü Allah’ın ayetlerini ve peygamberlerini yalanlayan zalimlerden her ümmetin reislerinden bir topluluğu bir araya getiririz. İlkle­ri sonrakilerle bir araya getirip haşir ve hesap meydanında toplarız. Nihayet toplanıp Allah’ın huzurunda hesap ve münakaşa için duruldukları zaman Allah onlara azarlamak ve ilzam etmek üzere şöyle buyurur:

Sizler ayetlerin gerçeği hakkında sizlere verdiği bilgileri incelemeksizin bu günde ilâhî huzurda bulunmaya delâlet eden benim ayetlerimi mi yalan­ladınız? Bu ayetler hakkında düşünmediğiniz zaman kendi nefislerinizi ne ile meşgul ediyordunuz? Bu hususta tasdik etme veya yalanlama şeklinde neler yapıyordunuz?

“İşledikleri zulüm yüzünden vaad olundukları azap onların başlarına gelmiştir. Onlar artık konuşamazlar.” Yani o zaman zulümleri sebebiyle yani hakları yalanlamalarından ve inkâr etmelerinden dolayı Allah’ın ayetlerini yalanlayan o kimselere azap gelecek, bu azap onların konuşmalarına ve ma­zeret dilemelerine engel olur. Nitekim bir başka ayette şöyle buyurulmaktadır: “Bu onların konuştukları gündür.” (Mürselât, 77/35).

Cenab-ı Hak daha sonra tevhid, haşir ve peygamberliğin delilini zikretti:

“Onlar geceyi dinlensinler diye karanlık, gündüzü de çalışsınlar diye ay­dınlık yaptığımızı görmüyorlar mı? Şüphesiz ki bunda iman eden bir kavim için nice deliller vardır.”

Ayetlerimizi yalanlayan o kimseler gündüzün yorgunluğundan sonra sü­kûnet, uyku, rahat ve istikrar için geceyi yarattığımızı, geçim, kazanç, yolcu­luk, ticaret gibi ihtiyaç duydukları işlerini görmek ve tasarrufta bulunmak için gündüzü aydınlık ve nurlu yarattığımızı görmüyorlar mı? Bu yaratma ve icad etmede Allah’ı ve Rasulü’nü tasdik eden bir topluluk için ceza ve hesap görmeye Allah’ın kullarını diriltmeye kadir olduğuna ve Allah’ın birliğine de­liller vardır.

Kim gece ve gündüzün birbirini izlemesini ölüme benzer bir halde hare­ket ve canlılığa intikal etmeyi düşünürse kıyametin hiç şüphesiz olacaktır.

“Dabbetül-arz”ın çıkış yerine gelince: Rasulullah’a

– Dabbe nereden çıkacak? diye soruldu.

– Mescidlerin Allah Tealâ’ya hürmet yönünden en muazzamı olan mescidden -yani Mescidi Haram’dan çıkacaktır, buyurdu.

Cenab-ı Hak kıyametin kopmasının birinci alâmetini zikrettikten sonra ikinci alâmeti zikretti:

“O gün her ümmetin ayetlerimizi yalanlayanlarından bir cemaat topla­rız. Onlar hep birarada tutulurlar. Mahşer yerine geldikleri zaman Allah on­lara şöyle seslenir: Siz hiçbir bilgi sahibi olmadan benim ayetlerimi mi ya­lanladınız? Yoksa yaptığınız neydi?”

Yani kıyamet günü Allah’ın ayetlerini ve peygamberlerini yalanlayan zalimlerden her ümmetin reislerinden bir topluluğu bir araya getiririz. İlkle­ri sonrakilerle bir araya getirip haşır ve hesap meydanında toplarız. Nihayet toplanıp Allah’ın huzurunda hesap ve münakaşa için duruldukları zaman Allah onlara azarlamak ve ilzam etmek üzere şöyle buyurur:

Sizler ayetlerin gerçeği hakkında sizlere verdiği bilgileri incelemeksizin bu günde ilâhî huzurda bulunmaya delâlet eden benim ayetlerimi mi yalan­ladınız? Bu ayetler hakkında düşünmediğiniz zaman kendi nefislerinizi ne ile meşgul ediyordunuz? Bu hususta tasdik etme veya yalanlama şeklinde neler yapıyordunuz?

“İşledikleri zulüm yüzünden vaad olundukları azap onların başlarına gelmiştir. Onlar artık konuşamazlar.” Yani o zaman zulümleri sebebiyle yani hakları yalanlamalarından ve inkâr etmelerinden dolayı Allah’ın ayetlerini yalanlayan o kimselere azap gelecek, bu azap onların konuşmalarına ve ma­zeret dilemelerine engel olur. Nitekim bir başka ayette şöyle buyurulmaktadır: “Bu onların konuştukları gündür.” (Mürselât, 77/35).

Cenab-ı Hak daha sonra tevhid, haşır ve peygamberliğin delilini zikretti:

“Onlar geceyi dinlensinler diye karanlık, gündüzü de çalışsınlar diye ay­dınlık yaptığımızı görmüyorlar mı? Şüphesiz ki bunda iman eden bir kavim için nice deliller vardır.”

Ayetlerimizi yalanlayan o kimseler gündüzün yorgunluğundan sonra sü­kûnet, uyku, rahat ve istikrar için geceyi yarattığımızı, geçim, kazanç, yolcu­luk, ticaret gibi ihtiyaç duydukları işlerini görmek ve tasarrufta bulunmak için gündüzü aydınlık ve nurlu yarattığımızı görmüyorlar mı? Bu yaratma ve icad etmede Allah’ı ve Rasulü’nü tasdik eden bir topluluk için ceza ve hesap görmeye Allah’ın kullarını diriltmeye kadir olduğuna ve Allah’ın birliğine de­liller vardır.

Kim gece ve gündüzün birbirini izlemesini ölüme benzer bir halde hare­ket ve canlılığa intikal etmeyi düşünürse kıyametin hiç şüphesiz meydana geleceğini ve Allah’ın kabirlerde bulunanları dirilteceğini idrak eder.