197

١٩٧

مَتَاعٌ قَليلٌ ثُمَّ مَاْويهُمْ جَهَنَّمُ وَبِءْسَ الْمِهَادُ

(197) metaun kalilün sümme me’vahüm cehennem ve bi’sel mihad

pek az bir menfaattir sonra varacakları yer cehennemdir ne kötü döşektir

(197) Little is it for enjoyment: their ultimate abode is Hell: what an evil bed (to lie on)

1. metâun : bir metâ,
2. kalîlun : az
3. summe : sonra
4. me’vâ-hum : onların varacakları, barınacakları yer
5. cehennemu : cehennem
6. ve bi’se : ve ne kötü
7. el mihâdu : döşek, yatak

مَتَاعٌ bir geçimlikقَلِيلٌ azثُمَّ sonrasındaمَأْوَاهُمْ onların varacakları yerجَهَنَّمُ Cehennemdirوَبِئْسَ doğrusu orası ne kötüالْمِهَادُ bir yataktır


SEBEB-İ NÜZUL

Çeşitli ülkelerde ticaret yapıp bol bol geçimlik elde eden Mekke müşrikleri hakkında nazil olmuştur. Bazı mü’minler: “Allah’ın düşmanları görmekte oldu­ğumuz hayır içinde yüzerlerken biz açlık ve sıkıntıdan öleceğiz.” demişlerdi de bu âyet-i kerimeler nazil oldu.

Ebu Süleyman ed-Dimaşkî’nin zikrettiğine göre Hz. Peygamber (sa), biri­sinden bedeli daha sonra verilmek üzere bir miktar arpa istemişti. O da ancak bir rehin karşılığı arpa verebileceğini söyleyince Hz. Peygamber (sa:) “Vermiş olsaydı hakkını tam olarak kendisine öderdim. O bilmiyor mu ki ben gökte de kendisine güvenilen (emîn)im, yeryüzünde de kendisine güvenilenim.” buyurdu ve bu âyet-i kerime nazil oldu.

Advertisements