6

٦

وَاَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْاِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا

(6) ve ennehu kane ricalun minel’insi ye’uzune biricalin minelcinni fezaduhum rehekan
Doğrusu insanlardan bazı adamlar sığınıyorlar cinlerden bazı adamlara onların artırdılar azgınlıklarını

(6) True, there were persons among mankind who took shelter with persons Among the Jinns, but they increased them in folly.

1. ve enne-hu kâne : ve onun ….. olduğu oluyordu, oluyordu
2. ricâlun : adamlar
3. min el insi : insanlardan
4. yeûzûne : sığınıyorlar
5. bi ricâlin : adamlara
6. min el cinni : cinlerden
7. fe : böylece
8. zâdû-hum : onların artırdılar
9. rehekan : azgınlık

وَأَنَّهُ bir gerçek de şu kiكَانَ رِجَالٌkimselerمِنْ الْإِنسِinsanlardan bazıيَعُوذُونَsığınırlardı daبِرِجَالٍ kimselereمِنْ الْجِنِّcinlerden bazıفَزَادُو artırırlardıهُمْonlarınرَهَقًا azgınlıklarını


SEBEB-İ NÜZUL

a) İbnu’l-Münzir, İbn Ebî Hatim ve Ebu’ş-Şeyh’in Kitâbu’l-Azame’de Kur­dum ibn Ebi’s-Sâib’den rivayetlerinde o şöyle anlatıyor: Bir ihtiyacımızdan do­layı babamla birlikte Medine-i Münevvere’ye doğru yola çıkmıştık. Rasûlullah (sa)’ın yeni anılmaya başlandığı günlerdeydi. Gecelemek için bir davar çobanı­nın yanına sığındık. Gece yarısı olunca bir kurt geldi ve bir kuzuyu kaptı. Çoban hemen yerinden fırlayıp: “Ey bu vadinin Amir’i onu koruman altına al.” dedi. Bir nida duyuldu: “Ey Serhan, kurt kuzuyu göremesin (veya: ey Serhan, kuzuyu serbest bırak).” Kurdun kaptığı kuzu koşarak geldi ve sürüye katıldı. Üzerinde hiçbir ısırık izi de yoktu İşte bunun üzerine Rasûlullah (sa)’a Mekke-i Mükerreme de bu âyet-i kerime nazil olmuş. İbn Kesîr de olayı İbn Ebî Hâtim’den naklen anlattıktan son­ra şöyle der: Herhalde o kuzuyu kapan bir cinnî olup insanlar, cinlerden korksunlar diye kuzuyu kapmış; çoban da o vadininin cinlerinin efendisine sığınınca onu saptırmak, onu aşağılamak ve dininden etmek için kuzuyu bırakmış olmalıdır. Ayrıca hadisin senedinde bulunan Abdurrahman ibn İshak el-Kûfî zayıftır.

b) İbn Sa’d’in Ebu Raca el-Utaridî’den rivayetinde o şöyle anlatıyor: Hz. Muhammed peygamber olarak gönderildiğinde ona gelmek üzere yola çıktık. Yolda bir çöle geldik. Biz böyle bir yerde gecelediğimiz vakit şeyhimiz: “Biz, bu gece cinlerden bu vadinin azizine sığınırız.” derdi. Biz de bu âdet üzere öyle dedik. Bize denildi ki: “Bu adamın (Muhammed’in) yolu Allah’ın yegâne ilâh, Muhammed’in de O’nun Rasûlü olduğuna şehadet etmektir. Kim bunu ikrar ederse canı ve malı emniyette olur.” denildi. Dönüp geldik ve İslâm’a girdik.

Ebu Raca der ki: Ben öyle sanıyorum ki bu âyet-i kerime ben ve arkadaşla­rım hakkında nazil olmuştur.

Harâitî’nin Hevâtifu’l-Cânn adlı kitabında Saîd ibn Cübeyr’den rivayetine göre Temîm oğullarından Râfi’ ibn Umeyr adında birisi nasıl müslüman oldu­ğunu şöyle anlatmış: Bir gece kumluk bir arazide yürüyordum. Uykum geldi, devemden indim, onu ıhtırdım ve uyudum. Uyumadan önce de istiâzede bulun­dum ve: “Cinlerden bu vadinin büyüğüne sığındım.” dedim. Uykumda (rüyada) bir adam gördüm; elindeki harbeyi devemin göğsüne koymak (saplamak) isti­yordu. O anda korkuyla uyandım, sağa sola baktım, bir şey göremedim. “Herhalde bir rüyaydı.” dedim, sonra dönüp tekrar uyudum ve aynı şeyi görerek uyandım. Baktım ki devem sarsılıyor. Bir de öbür tarafa döndüm ki ne göreyim rüyada gördüğüm genç adam, elinde bir harbe var, yanında da bir ihtiyar elinden tutmuş harbesini deveme saplamasını engellemeye çalışıyor. Onlar böyle çekişirlerken birden üç yaban öküzü göründü. İhtiyar: “Kalk, bu insan komşumun devesinin fidyesi olarak şu yaban öküzlerinden dilediğini al.” dedi. Genç kalktı, içlerinden bir öküzü aldı ve ayrılıp gitti. Sonra o ihtiyar bana döndü ve: “Ey adam, bundan sonra bir vadilerden bir vadide konaklayıp da korktuğunda “Bu vadinin korkularından Muhammed’in Rabbine sığındım.” de, cinlerden birine sığınma. Artık cinlerin işi batıl olmuştur.” dedi. Ben: “Bu Muhammed de kim?” dedim. “Bir arab peygamberdir; ne doğuludur, ne batılıdır. Pazartesi günü peygamber olarak gönderildi.” dedi. Ben: “Yeri, meskeni neresidir?” diye sordum, “Hurmalık Yesrib’dir.” dedi. Sabah olurken binitime bindim, sıkı bir yürüyüşle Medine’ye ulaştım. Rasûlullah (sa) beni görünce ben ona herhangi bir şey anlatmazdan önce başıma gelenleri bana anlattı ve beni İslâm’a davet etti, ben de müslüman oldum.

Saîd ibn Cübeyr der ki: Onun, Allah Tealâ’nın, hakkında “Doğrusu insan­lardan bazı kimseler, cinlerden bir takım kimselere sığınırlardı da onların azgın­lıklarını artırırlardı.” âyet-i kerimesini indirdiği kişinin o olduğunu biliyorduk

Advertisements