41

٤١

لَهُمْ مِنْ جَهَنَّمَ مِهَادٌ وَمِنْ فَوْقِهِمْ غَوَاشٍ وَكَذلِكَ نَجْزِى الظَّالِمينَ

(41) lehüm min cehenneme mihadüv ve min fevkihüm ğavaş ve kezalike necziz zalimin
onlar için cehennemden bir döşek onların üzerinde örtüler vardır zalimleri böyle cezalandırırız

(41) For them there is Hell, as a couch (below) and folds of covering above: such is our requital of those who do wrong.

1. lehum : onlar için vardır
2. min cehenneme : cehennemden
3. mihâdun : yatak, döşek
4. min fevkı-him : onların üstlerinde
5. gavaşın : örtüler
6. ve : ve
7. kezâlike : işte böyle
8. neczî : cezalandırırız
9. ez zâlimîne : zalimler

لَهُمْ onlar içinمِنْ جَهَنَّمَ cehennemdenمِهَادٌ bir yatakوَمِنْ فَوْقِهِمْ üstlerindeغَوَاشٍ örtüler vardırوَكَذَلِكَ işte böyleنَجْزِي biz cezalandırırızالظَّالِمِينَ zalimleri


AÇIKLAMA

Bizim birliğimize, peygamberimizin ve diğer peygamberlerin peygamber­liklerinin doğruluğuna, öldükten sonra dirilişi ispatlayan ayetlerimizi yalanla­yanların hiç bir amelleri yükselmez. Çünkü onların amelleri kötüdür ve Allah ancak takva sahiplerinin amelini, kabul eder. Güzel söz O’na yükseltilir. Çün­kü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Güzel söz O’na yükselir, salih amel de O’nu yüceltir.” (Fâtır, 35/10); “Hayır, muhakkak iyilerin kitabı İlliyyîndedir.” (Mutaffifîn, 83/18). İşte bunların amellerine ve ruhlarına semaların kapıları açılmaz. Böyle bir açıklama ayet-i kerimenin tefsiri ile ilgili iki görüşü bir ara­da ifade etmektedir.

Bunlar hiç bir şekilde cennete giremezler. Çünkü Allah’ın rahmetinden kovulmuşlardır. Cennete girmelerine imkân yoktur. Zira Yüce Allah, “Onlar deve iğne deliğinden geçinceye kadar…” diye buyurmuştur. Bu da imkânsızlığı ifade etmek için Arap dilinde yaygın bir anlatım tarzıdır. Meselâ, onlar “siyah karga ağarıncaya”, “zift beyazlaşıncaya” ve “deve iğne deliğinden girinceye kadar bu işi yapmam” derler. İbni Abbas ve Said b. Cübeyr’den maksadın şu olduğu riva­yet edilmektedir: Burada deve (el-cemel) değil, kalın ip (kendir) olan el-cümmel iğne deliğinden girmedikçe şeklindedir. İbni Abbas (r.a.) der ki: Allah bu konu­da deveye benzetmekten daha güzel bir benzetme yapmıştır. Yani kalın ipin iğ­ne deliğinden giren ip yerine kullanılması daha uygun düşmektedir. Deve tabi­ri ise burada uygun değildir. Zamahşerî der ki: Şu kadar var ki “deve” anlamı­na gelen “el-cemel” kıraeti daha etkileyicidir. Çünkü iğne deliği, geçilen yerin darlığının bir örneğidir. İğne deliğinden daha dar diye bir tabir kullanılır. Deve ise oldukça büyük cüsseli bir hayvandır.

“Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.” Yani biz Allah’a karşı, kendisine ve Müslüman kardeşlerine karşı suç işleyen herkesi bu şekilde korkunç bir ce­za ile cezalandırırız. Böylelikle cezaya götüren sebebin de suç sayıldığı ve suç işleyen herkesin cezalandırılacağı ifade edilmektedir. Daha sonra bu husus sonraki ayetin sonunda tekrarlanarak şöyle buyurulmaktadır: “Biz zalimleri işte böyle cezalandırırız.” Çünkü her bir suçlu kendisine zulmeden birisidir.

Bu suçlular için cehennem ateşinden, altlarında serili bir döşek olduğu gi­bi, üstlerinde de örtüler vardır. Bu ifadelerden maksat cehennem ateşinin onla­rı kuşattığını, her bir yandan onların üzerlerinin kapatıldığını anlatmaktır. Ni­tekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Muhakkak ki o üzerlerine kapatılmış olacaktır,” (Hümeze, 104/8); “Muhakkak cehennem kâfirleri çepeçevre kuşatıcı­dır. ” (Tevbe, 9/49); “Onların üstlerinde cehennemden (ateşten) gölgelikler ve (ay­nı şekilde) altlarında da gölgelikler vardır.” (Zümer, 39/16).

“Biz zalimleri işte böyle cezalandırırız.” Kendilerine ve kendilerinin dışın­daki insanlara zulmedenleri bu şekilde cezalandırırız. Bunda burada sözü ge­çen suçlu ve zalimlerin kâfirlerin kendileri olduğuna delil vardır. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Kâfirler zalimlerin ta kendileridir.” (Bakara, 2/254). Ayrıca daha önce sözü edilenlerin de Allah’ın ayetlerini yalanlayan kim­seler olması da buna delildir

Advertisements