15

    RevelationCuzPageSurah
    102 18350Nur(24)

١٥

اِذْ تَلَقَّوْنَهُ بِاَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِاَفْوَاهِكُمْ مَا لَيْسَ لَكُمْ بِه عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُ هَيِّناً وَهُوَ عِنْدَ اللّهِ عَظيمٌ

(15) iz telekkavnehu bi elsinetiküm ve tekulune bi efvahiküm ma leyse leküm bihi ilmüv ve tahsebunehu heyyinev ve hüve indellahi aziym
siz dillerinizle o iftirayı aktarıyordunuz siz, hakkınızda hiçbir bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağzınızla söylüyorsunuz ve bunu kolay bir şey sanıyorsunuz ve o Allah’ın katında büyük (bir hadiseydi)

(15) Behold, ye received it on your tongues, and said out of your mouths things of which ye had no knowledge and ye thought it to be a light matter, while it was most serious in the sight of Allah.

1. iz : olduğu zaman
2. telâkkavne-hu : onu telâkki ediyorsunuz, öğreniyorsunuz, soruyorsunuz
3. bi elsineti-kum : dillerinizle
4. ve tekûlûne : ve söylüyorsunuz
5. bi efvâhi-kum : ağızlarınızla
6. : şeyi
7. leyse : değil, yok
8. lekum : sizin
9. bihi : onu, onun
10. ilmun : ilim, bilgi
11. ve tahsebûne-hu : ve onu sanıyorsunuz
12. heyyinen : kolay, basit, önemsiz
13. ve huve : ve o
14. indallâhi (inde allâhi) : Allah’ın katında
15. azîmun : büyük