22

٢٢

وَلَمَّا رَاَ الْمُؤْمِنُونَ الْاَحْزَابَ قَالُوا هذَا مَا وَعَدَنَا اللّهُ وَرَسُولُهُ وَصَدَقَ اللّهُ وَرَسُولُهُ وَمَا زَادَهُمْ اِلَّا ايمَانًا وَتَسْليمًا

(22) ve lemma rael mü’minunel ahzabe kalu haza ma veadenellahü ve rasulühu ve sadekallahü ve rasulühu ve ma zadehüm illa imanev ve teslima
Mü’minler gördüğü zaman (düşman) birliklerinden işte budur derler Allah ve o’nun resulünün vaad ettiği Allah ve o’nun resulü doğru söyledi (bu) ancak arttırır imanlarını ve teslimiyetlerini

(22) When the Believers saw the Confederate forces, they said: “This is what Allah and His Messenger had promised us, and Allah and His Messenger told us what was true.” And it only added to zeal their Faith and their in obedience.

1. ve lemmâ : ve olduğu zaman
2. ree : gördü
3. el mu’minûne : mü’minler
4. el ahzâbe : birlikler
5. kâlû : dediler
6. hâzâ : bu
7. mâ vaadenallâhu : Allah’ın vaadettiği şey
8. ve resûlu-hu : ve onun resûlü
9. ve sadakallâhu (sadaka allâhu) : ve Allah doğru söyledi
10. ve resûlu-hu : ve onun resûlü
11. ve mâ zâde-hum : ve onlara artırmadı
12. illâ : yalnızca, sadece
13. îmânen : îmânları
14. ve teslîmen : ve teslimiyetleri

Advertisements