38

٣٨

وَاتَّبَعْتُ مِلَّةَ ابَاءى اِبْرهيمَ وَاِسْحقَ وَيَعْقُوبَ مَاكَانَ لَنَا اَنْ نُشْرِكَ بِاللّهِ مِنْ شَىْءٍ ذلِكَ مِنْ فَضْلِ اللّهِ عَلَيْنَا وَعَلَى النَّاسِ وَلكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ

(38) vetteba’tü millete abai ibrahime ve ishaka ve ya’kub ma kane lena en nüşrike billahi min şey’ zalike min fadlillahi aleyna ve alen nasi ve lakinne ekseran nasi la yeşkürun

uyun atalarım İbrahim İshak ve Yakup’un dinine bizim Allah’a şirk koşmamız olacak bir şey değildir işte bu Allah’ın bir fazlıdır bize ve insanlara lakin insanların çoğu şükretmezler

(38) And I follow the ways of my fathers, Abraham, Isaac, and Jacob and never could we attribute any partners whatever to Allah: that (comes) of the Grace of Allah to us and to mankind: yet most men are not grateful

1. ve itteba’tu : ve ben tâbî oldum
2. millete : dîn
3. âbâî : atalarım, babalarım
4. ibrâhîme : İbrâhîm
5. ve ishâka : ve İshak
6. ve ya’kûbe : ve Yâkub
7. mâ kâne : olmadı, olmaz
8. lenâ : bizim için, bize
9. en nuşrike : şirk koşmamız
10. billâhi (bi allâhi) : Allah’a
11. min şey’in : bir şeyden, bir şey ile
12. zâlike : işte bu
13. min fadli allâhi : Allah’ın fazlından
14. aleynâ : bizim üzerimize, bize
15. ve alâ en nâsi : ve insanların üzerine, insanlara
16. ve lâkinne : ve lâkin, fakat, ama
17. eksere en nâsi : insanların çoğu
18. lâ yeşkurûne : şükretmezler, şükretmiyorlar