21

٢١

وَبَرَزُوا لِلّهِ جَميعًا فَقَالَ الضُّعَفؤُا لِلَّذينَ اسْتَكْبَرُوا اِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ اَنْتُمْ مُغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ اللّهِ مِنْ شَىْءٍ قَالُوا لَوْ هَدينَا اللّهُ لَهَدَيْنَاكُمْ سَوَاءٌ عَلَيْنَا اَجَزِعْنَا اَمْ صَبَرْنَا مَا لَنَا مِنْ مَحيصٍ

(21) ve berazu lillahi cemian fe kaled duafaü lillezinestekberu inna künna leküm tebean fe hel entüm muğnune anna min azabillahi min şey’ kalu lev hedanellahü le hedeynaküm sevaün aleyna ecezi’na em saberna ma lena mim mehiys

hepsi Allah’ın huzuruna çıkarılacaklar hemen diyecekler ki zayıf olanlar büyüklük taslayanlara şüphesiz biz size tabi idik siz, bizden kaldırabilir misiniz? Allah’ın azabından bir şeyi derler velev Allah bize hidayet verseydi size doğru yolu gösterirdik artık bizim için müsavidir sızlandırsak da yahut sabır etsek de bizim için bir kaçış yeri yoktur

(21) They will all be marshalled before Allah together: then will the weak say to those who were arrogant, for us, we put followed you can ye then avail us at all against the wrath of Allah? they will reply, if we had received the guidance of Allah, we should have given it to you: to us it makes no difference (now) whether we rage, or bear (these torments) with patience: for ourselves there is no way of escape.

1. ve berezû : ve çıktılar
2. li allahi : Allah’a, Allah’ın huzuruna
3. cemîan : hepsi
4. fe kâle : o zaman, dediler
5. ed duafâu : zayıflar, güçsüzler
6. li ellezîne istekberû : kibirlenen kimselere
7. in-nâ : muhakkak ki biz
8. kunnâ : biz olduk
9. lekum : size
10. tebean : tâbî
11. fe hel : artık, şu an, şimdi, mi
12. entum : siz
13. mugnûne : giderenler, uzaklaştıranlar
14. annâ : bizden
15. min azâbi allâhi : Allah’ın azabından
16. min şey’in : bir şeyden, bir şeyi
17. kâlû : dediler
18. lev : eğer, şâyet
19. hedâ-na allâhu : Allah bizi hidayete erdirdi
20. le hedeynâ-kum : elbette biz sizi hidayete erdirdik
21. sevâun : eşittir, birdir
22. aleynâ : bize göre, bizim için
23. e cezi’nâ : feryat mı ettik
24. em sabernâ : yoksa sabır mı ettik
25. mâ lenâ : bize yoktur
26. min mahîsın : kaçacak yer


AÇIKLAMA
İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkarlar. Zayıf görüşlü halk, büyüklük taslayan liderlerine: “Doğrusu biz size uymuştuk, Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” derler. Cevap olarak: “Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi eriştirirdik. Artık sızlansak da sabretsek de birdir, çünkü kaçacak yerimiz yoktur” derler.

Advertisements