9

٩

فى عَمَدٍ مُمَدَّدَةٍ

(9) fi amedim mümeddedeh
Sütunların içinde uzatılarak

(9) In columns outstretched.

1. : üzerinde, de
2. amedin : sütunlar, direkler
3. mumeddedetin : uzatılmış yüksek

فِي عَمَدٍ sütunlarda مُمَدَّدَةٍ dikilip-yükseltilmiş


AÇIKLAMA

“Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi ve ayıplamayı adet edi­nen her kişinin vay haline!” İnsanları gıybet edip inciten veya huzurlarında ayıplayan herkese kınama ve acı bir azap vardır. Mukatil, hümeze bir insa­nı arkasından çekiştiren, gıybet eden, lümeze de yüzüne karşı kınayan, ayıplayandır, dedi. İbni Abbas ise: Humazah-lümeze, çok inciten ve çok ayıp-layandır, demiştir.

Sonra da başka vasıflar zikretti:

“Ki o, malı yığıp onu tekrar tekrar sayandır.” Biriktirip saydığı malına aldanması sebebi ile insanları küçük görüp, horlayan ve kendisini üstün tutan, başkaları üzerinde üstünlüğü bulunduğunu zanneden o hümeze ve lümeze! Allah Tealâ’nın: “Biriktirip de kap içinde saklayan…” (Mearic, 70/18) sözü gibidir bu.

“Malının hakikaten kendisine ebedî hayat verdiğini sanır o.” Toplamış olduğu malına aşırı güveninden dolayı malının ona kalıcılık vereceğini, bir koruma sağlayacağını zannediyor. Ölümden sonrasını hiç düşünmüyor.

Allah Tealâ bu evhamını reddedip o hesapları sebebiyle onu kınıyor:

“Hayır, o, andolsun Hutame’ye atılacak.” Yazık ona, kahrolası! Mesele, onun iddia ettiği veya hesapladığı gibi değildir. Aksine, şu malını biriktiren ve malı, içine atılan herşeyi kırıp parçalayan ateşe atılıp sürülecektir.

Sonra, ateşin yapısını onun gözünde büyütüp, tanıtıyor:

“O Hutame’nin ne olduğunu sana bildiren ne? Allah’ın tutuşturulmuş bir ateşidir.” Bu ateşin ne olduğunu sana bildiren nedir? O nedir? Adeta akıllar onu idrak edemez. O, Allah’ın emri ile tutuşturulup alevlendirilmiş, ebediyen sönmeyecek olan ateştir.

Cehennemin Hutame (kırıp parçalama) diye vasfedilmesinin nedeni, malı ile kibirlenip zulmeden, başkasına büyüklenenin hali ile münasebeti­dir. O, içine atılan her şeyi kırıp döker, geriye bir şey bırakmaz.

Ateşin Allah’a izafe edilmesi vurgulama içindir. O, diğer ateşler gibi olmayan bir ateştir.

Ardından da ateşi üç vasıfla vasıflandırdı:

“Ki tırmanıp yüreklerin ta üstüne çıkacaktır o. Bu onların üzerine ka­patılmıştır. Uzatılmış sütunlarda bağlı olarak.” O, aşırı harareti ile kalple­rin üstüne çıkıp onları kuşatan, onları diri diri yakan bir ateştir. Kalp, be­denin en çok acı çeken yeridir. Özellikle anılması, bozuk inançların ve kötü niyetlerin, kibir, insanları horlama gibi kötü ahlâkın, çirkin amellerin mer­kezi olmasından dolayıdır.

O ateşin bütün kapıları üzerlerine kapalıdır, menfezleri yoktur, ondan çıkamazlar. Allah Tealâ şöyle buyuruyor: “Üzerlerine kapıları sımsıkı kapatılmış bir ateştir.” (Beled, 90/20), “Ne zaman oradan ızdıraptan (dolayı) çık­mak isterlerse yine içerisine sokulurlar.” (Hac, 22/22).

O ateş uzatılmış uzun sütunlarda bağlıdır. Mukatil: Kapılar üzerleri­ne kapatıldı, sonra da demirden kazıklarla bağlandı, onlara kapı açılmaz, onlara bir rüzgar da girmez.

Ayet, “atılacak” sözü ile azapta mübalağa ifade ediyor. Yani o, kuyu gi­bi çok büyük derinliği olan bir çukurdur. İçine atılanların çıkmaktan umut­lan kesilsin diye kapıları sıkıca kapalıdırlar. Her zaman alevli sütunlara bağlıdırlar. Söndürülebilmesi veya hararetinin azaltılmasında bir umut yoktur

Advertisements