18

١٨

اَلَّذينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ اَحْسَنَهُ اُولءِكَ الَّذينَ هَديهُمُ اللّهُ وَاُولءِكَ هُمْ اُولُو الْاَلْبَابِ

(18) ellezine yestemiünel kavle feyettebiune ahseneh ülaikellezine hedahümüllahü ve ülaike hüm ülül elbab
O kullar ki sözü dinlerler sonra onun en güzeline uyarlar işte Allah’ın hidayet verdiği kimseler onlardır işte kâmil akıl sahibi olanlarda onlardır

(18) Those who listen to the Word, and follow the best (meaning) in it: those are the ones whom Allah has guided, and those are the ones endued with understanding.

1. ellezîne : o kimseler, onlar
2. yestemiûne : işitirler
3. el kavle : söz
4. fe : böylece, artık
5. yettebiûne : tâbî olurlar
6. ahsene-hu : onun ahsen olanı, en güzel olanı
7. ulâike : işte onlar
8. ellezîne : o kimseler, onlar
9. hedâhumullâhu (hedâ-hum allâhu) : Allah onları hidayete erdirdi
10. ve ulâike : ve işte onlar
11. hum : onlar
12. ulû el elbâbi : ulûl’elbab, daimî zikir sahipleri


SEBEB-İ NÜZUL
İbn Zeyd, bu âyet-i kerimenin, câhiliye devrinde bir tek Allah’a kulluk eden, “Yegâne ilâh Allah’tır.” diyen üç kişi hakkında; Zeyd ibn Amr ibn Nüfeyl, Ebu Zerr el-Ğıfarî ve Selman el-Fârisî hakkında nazil olduğunu söylemiştir.

İbn Kesîr der ki: Sahîh olan bu âyet-i kerimenin hem onlara, hem de onlar gibi Tâğût’a, putlara tapınmaktan sakınıp Allah’a dönen herkese şamil olması­dır.

İbn Abbâs’tan rivayetle Atâ der ki: Hz. Ebu Bekir iman edip Hz. Peygam­ber (sa)’i tasdik ettiğinde Hz. Osman, Abdurrahman ibn Avf, Talha, Zübeyr, Saîd ibn Zeyd ve Sa’d ibn Ebî Vakkâs O’na gelerek bu yeni dini sormuşlar ve ona tabi olarak onlar da iman etmişlerdi, işte onlar hakkında bu: “Öyle ise kullanmı müjdele. Onlar ki sözü dinlerler de en güzeline tabi olurlar…” âyet-i ke­rimesi nazil oldu.

Cüveybir’in kendi senediyle Câbir ibn Abdullah’tan rivayetine;göre “Onun yedi kapısı vardır…” (Hıcr, 15/44) âyet-i kerimesi nazil olduğunda Ansardan bir adam Hz. Peygamber (sa)’e gelmiş ve: “Ey Allah’ın elçisi, benim yedi kölem vardı; onun her bir kapısı için bir köle olmak üzere hepsini azat ettim.” dedi de işte bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu.