43

٤٣

عَفَا اللّهُ عَنْكَ لِمَ اَذِنْتَ لَهُمْ حَتّى يَتَبَيَّنَ لَكَ الَّذينَ صَدَقُوا وَتَعْلَمَ الْكَاذِبينَ

(43) afallahü ank li me ezinte lehüm hatta yetebeyyene lekel lezine sadeku ve ta’lemel kazibin

Allah seni affetti onlara niçin izin verdin hatta sence belli olsun doğru kimseler (kim) ve yalancılar (kim) bilmen için

(43) Allah give thee Grace why didst thou grant them exemption until those who told the truth were seen by thee in a clear light, and thou hadst proved the liars?

1. afallâ-hu : Allah affetti
2. anke : seni
3. lime : niye, neden
4. ezinte : izin verdin
5. lehum : onlara
6. hattâ yetebeyyene : sana belli oluncaya kadar
7. lekellezîne sadakû : sadık olan kimseler
8. ve ta’leme el kâzibîne : ve yalancıları öğrenirsin


SEBEB-İ NÜZUL

Mücâhid der ki: Bu âyet-i kerime, “Rasûlullah’tan (Tebük Gazvesine ka­tılmamak için) izin isteyin. Eğer size bu sefere katılmama izni verirse oturun, sefere katılmayın; izin vermezse yine oturun ve sefere katılmayın.” diyen kim­seler hakkında inmiştir.

Amr ibn Meymûn’dan rivayette o şöyle demiş: Rasûlullah (sa), kendisine haklarında herhangi bir emir gelmemişken iki şey yapmıştı. Bunlar: Tebuk Gaz­vesinden geri kalmaları hususunda münafıklara izin vermesi ve Bedr esirlerin­den fidye alması. Allah Tealâ bunlardan birincisi hakkında daha sonra “Allah seni affetsin; doğrular sana besbelli olup yalancıları bilmeden önce neden onlara izin verdin?” âyet-i kerimesini indirdi

Advertisements