22

٢٢

قَالُوا اَجِءْتَنَا لِتَاْفِكَنَا عَنْ الِهَتِنَا فَاْتِنَا بِمَا تَعِدُنَا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقينَ

(22) kalu eci’tena li te’fikena an alihetina fe’tina bima teidüna in künte mines sadikiyn
(Onlar) dediler sen bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi geldin? haydi, tehdit ettiğin azabı bize getir eğer doğru söyleyenlerdensen

(22) They said: Hast thou come in order to turn us aside from our gods? Then bring upon us the (calamity) with which thou dost threaten us, if thou art telling the truth!

1. kâlû : dediler
2. e ci’te-nâ : bize mi geldin
3. li te’fike-nâ : bizi çevirmek, vazgeçirmek için
4. an âliheti-nâ : ilâhlarımızdan
5. fe’ti-nâ : o zaman bize getir
6. bi mâ : şeyi
7. teıdu-nâ : bize vaadettiği
8. in : eğer
9. kunte : isen
10. min es sâdikîne : doğru sözlülerden

قَالُوا dediler kiأَجِئْتَنَا sen mi geldinلِتَأْفِكَنَا çevirmek içinعَنْ آلِهَتِنَا bizi ilahlarımızdanفَأْتِنَا şu halde bize getirبِمَا تَعِدُنَا tehdit ettiğin şeyiإِنْ كُنْتَ مِنْ الصَّادِقِينَ eğer doğru söylüyorsan