41

٤١

بَلْ اِيَّاهُ تَدْعُونَ فَيَكْشِفُ مَا تَدْعُونَ اِلَيْهِ اِنْ شَاءَ وَتَنْسَوْنَ مَا تُشْرِكُونَ

(41) bel iyyahü ted’une fe yekşifü ma ted’une ileyhi in şae ve tensevne ma tüşrikun

bilakis yalnız ona dua edersiniz yalvardığınız belayı kaldırır o da dilerse ortak koştuklarınızı unutursunuz

(41) Nay, on him would ye call, and if it be his will, he would remove (the distress) which occasioned your call upon him, and ye would forget (the false gods) which ye join with him

1. bel : hayır (bilâkis)
2. iyyâ-hu : sadece, yalnızca O’na
3. ted’ûne : dua edersiniz, yalvarırsınız
4. fe yekşifu : artık, o giderir (açar)
5. mâ ted’ûne : dua ettiğiniz şey
6. ileyhi : ona
7. in şâe : eğer dilerse
8. ve tensevne : ve unutursunuz
9. mâ tuşrikûne : şirk (ortak) koştuğunuz şeyler

بَلْ hayırإِيَّاهُ yalnız O’naتَدْعُونَyalvarırsınızفَيَكْشِفُ o da giderirمَا تَدْعُونَ yalvardığınız şeyiإِلَيْهِ onaإِنْ شَاءَ dilerseوَتَنسَوْنَ ve unutursunuzمَا تُشْرِكُونَ şirk koşmakta olduklarınızı

Advertisements