19

١٩

فَاَنْشَاْنَا لَكُمْ بِه جَنَّاتٍ مِنْ نَخيلٍ وَاَعْنَابٍ لَكُمْ فيهَا فَوَاكِهُ كَثيرَةٌ وَمِنْهَا تَاْكُلُونَ

(19) fe enşe’na leküm bihi cennatim min nehiyliv ve a’nab leküm fiha fevakihü kesiratüv ve minha te’külun
sizin için onunla bahçeler var ettik sizin için (arz da) hurma ve üzüm içlerinde bir çok yemişler de (var) ve onlardan yiyorsunuz

(19) With it We grow for you Gardens of date palms and vines: in them have ye abundant fruits: and of them ye eat (and have enjoyment),

1. fe : böylelikle, böylece
2. enşe’nâ : biz inşa ettik, yarattık
3. lekum : sizin için
4. bi-hi : onunla
5. cennâtin : cennetler, (ağaçlı) bahçeler
6. min nahîlin : hurmalıklardan, hurma ağaçlarından
7. ve a’nâbin : ve üzümlerden, bağlardan
8. lekum : sizin için (vardır)
9. fî-hâ : orada, içinde
10. fevâki-hu : onun meyveleri
11. kesîretun : (pek) çoktur, çok (vardır)
12. ve min-hâ : ve onlardan
13. te’kulûne : siz yersiniz

Advertisements