8

    RevelationCuzPageSurah
    84 21404Rum(30)

٨

اَوَ لَمْ يَتَفَكَّرُوا فى اَنْفُسِهِمْ مَا خَلَقَ اللّهُ السَّموَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاَجَلٍ مُسَمًّى وَاِنَّ كَثيرًا مِنَ النَّاسِ بِلِقَاءِ رَبِّهِمْ لَكَافِرُونَ

(8) e ve lem yetefekkeru fi enfüsihim ma halekallahüs semavati vel erda ve ma beynehüma illa bil hakki ve ecelim müsemma ve inne kesiram minen nasi bi likai rabbihim le kafirun
Dönüp düşünmediler mi? onlar nefislerinde Allah (boş yere) yaratmadı gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile ve tayin edilen bir zaman için kesinlikle insanların çoğu Rablerine kavuşmayı inkâr ederler

(8) Do they not reflect in their own minds? not but for just ends and for a term appointed, did Allah create the heavens and the earth, and all between them: yet are there truly many among men who deny the meeting with their Lord (At the Resurrection)!

1. e ve lem yetefekkerû : ve tefekkür etmiyorlar mı, düşünmüyorlar mı
2. fî enfusi-him : kendi nefsleri hakkında
3. mâ halaka : yaratmadı
4. allâhu : Allah
5. es semâvâti : semalar, gökler
6. ve el arda : ve arz, yeryüzü, yer
7. ve mâ : ve şeyler
8. beyne-humâ : ikisinin arasında
9. illâ : den başka
10. bi el hakkı : hak ile
11. ve ecelin : ve ecel, zaman, süre
12. musemmen : isimlendirilmiş, belirlenmiş
13. ve inne : ve muhakkak
14. kesîran : çok
15. min en nâsi : insanlardan
16. bi likâi : mülâki olmayı, Allah’a ulaşmayı
17. rabbi-him : onların Rab’leri
18. le : elbette, mutlaka, kesin olarak
19. kâfirûne : inkâr edenler