38

٣٨

قُلْنَا اهْبِطُوا مِنْهَا جَميعًا فَاِمَّا يَاْتِيَنَّكُمْ مِنّى هُدًى فَمَنْ تَبِعَ هُدَاىَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَاهُمْ يَحْزَنُونَ

(38) Kulnehbitu minha cemia fe imma ye’tiyenneküm minni hüden fe men tebia hüdaye fe la havfün aleyhim ve la hüm yahzenun
Hepiniz oradan ininiz dedik eğer gelirse size benden bir hidayetçi kim de tabi olursa hidayetçime artık korku yoktur onlar için ve mahzun da olmayacaklar

(38) We said: “Get ye down all from here and if, as is sure, there comes to you guidance from Me, whosoever follows My guidance, on them shall be no fear, nor shall they grieve.

1. kulnâ : biz dedik
2. ihbitû : inin
3. min-hâ : ondan, oradan
4. cemîan : topluca, hepiniz
5. fe : o zaman
6. immâ : olunca
7. ye’tiye-enne-kum : size mutlaka gelecek
8. min-nî : benden
9. huden : hidayet (Allah’a ulaşma)
10. fe men : o zaman kim
11. tebia : tâbî oldu
12. hudâye : hidayetim
13. fe lâ havfun : artık korku yoktur
14. aleyhim : onlara
15. ve lâ hum yahzenûne : ve onlar mahzun olmazlar

قُلْنَاdedik kiاهْبِطُواininمِنْهَاoradanجَمِيعًاhepinizفَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْsize gelir de مِنِّيbendenهُدًىbir hidayetفَمَنْkimتَبِعَuyarsaهُدَايَbenim hidayetimeفَلَا خَوْفٌkorku yokturعَلَيْهِمْonlar içinوَلَا هُمْ يَحْزَنُونَve onlar üzülecek de değillerdir


AÇIKLAMA

Kur’ân’da en az iki yerde daha bu ifade, “herkes birbirine düşman olarak aşağıya insin” şeklinde geçmektedir. Herkes dünyaya nefsiyle indirilştir. İnsanların ve cinlerin nefslerindeki afetlere başlangıçta şeytanın tesir edebilmesi itibariyle, şeytan nefsin kalbindeki düşmanlık afetini de kullanacaktır. Ama bu âyet-i kerimede Allahû Tealâ “birbirinize düşman olarak” ifadesini kullanmamıştır. Geri kalanı aynı şeyleri ifade etmektedir. Burada kullanılmayan “hadi hepiniz birbirinize düşman olarak inin” ifadesi Taha-123’te geçmektedir:

20 / TÂHÂ – 123: Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

Bagarah-38’de Allahû Tealâ dalâlet ve şâkî ifadelerini kullanmıyor ama “Onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklar.” buyuruyor.

10 / YÛNUS – 62: E lâ inne evlîyâ allâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?

10 / YÛNUS – 63: Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).
Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.

10 / YÛNUS – 64: Lehumul buşrâ fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhıreh(âhıreti), lâ tebdîle li kelimâtillâh(kelimâtillâhi), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).
Onlara, dünya hayatında ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardır. Allah’ın sözü değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir.

22. basamaktan başlayarak, 28. basamağın sonuna kadar 7 velâyet mertebesinin sahibi olan Allah’ın evliyası, Allah’ın dostları âmenûdurlar. Allah’a ulaşmayı dileyen kişi 7 safhanın sahibidir. Yaşarsa ve vazgeçmezse 7 safhayı mutlaka aşacaktır:

Allah’a ulaşmayı dileyecektir.
Mürşidine ulaşacaktır.
Ruhunu Allah’a ulaştıracak, ruhun hidayetini tamamlayacaktır.
Fizik vücudunu Allah’a teslim edecek, fizik vücut hidayetini gerçekleştirecektir.
Nefsini Allah’a teslim edecek, nefsin hidayetini de tamamlayacaktır.
İrşada ulaşacaktır.
İradesini Allah’a teslim edecektir.
Bu âyet-i kerimede Allahû Tealâ sadece 1. ve 2. safhadan bahsetmektedir. Ama Yunus-62, 63 ve 64. âyet-i kerimelerde kişilerin evvelâ âmenû sonra da takva sahibi oldukları söylenmektedir.

İşte Allahû Tealâ’nın “Onlara dünyada da ahirette de müjdeler vardır.” dediği müjdenin birincisi, kişi Allah’a ulaşmayı dilediği zaman gerçekleşir. Bütün safhalarda kişi bir üst kat cennetin daha sahibi olarak sonunda 7. kat cennete ulaşır. Onlar Allahû Tealâ’dan cennet müjdesini aldıkları için mahzun olmazlar. İşte TAHA-123’teki “şâkî olmazlar” ve “cehenneme gitmezler” sözleriyle buradaki “mahzun olmazlar” ifadesi aynı şeyi anlatmaktadır. Hidayetçiye ulaşan kişi, Allahû Tealâ’nın indinde mahzun olma standartlarını da korkuyu da aşar, dalâletten kurtulur. O kişi mutlaka Allah’ın cennetine girecektir.

Advertisements