96

٩٦

اِنَّ الَّذينَ امَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمنُ وُدًّا

(96) innellezine amenu ve amilus salihati se yec’alü lehümür rahmanu vüdda

gerçekten iman edip salih iş yapan kimseler rahman bunlara bir sevgi verecektir

(96) On those who believe and work deeds of righteousness, will (Allah) Most Gracious Bestow Love.

1. inne ellezîne : muhakkak ki onlar
2. âmenû : îmân edenler, âmenû olanlar
3. ve amilu es sâlihâti : ve salih ameller (nefs tezkiyesi) yapanlar
4. se yec’alu : kılacak, yapacak
5. lehum er rahmânu : Rahmân onlar için
6. vudden : muhabbet, sevgi


SEBEB-İ NÜZUL

Abdurrahman ibn Avf den rivayet edildiğine göre o, Medine-i Münevvere’ye hicret ettiğinde Mekke-i Mükerreme’de kalan Şeybe ibn Rabîa, Utbe ibn Rabîa ve Ümeyye ibn Halef gibi arkadaşlarını özlemiş ve işte bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirmiş.

Ca’fer ibn Ebî Tâlib ile birlikte Habeşistan’a hicret eden mü’minler hakkında indiği ve burada onlara Allah Tealâ’nın, Necaşî’nin kalbine onların mu­habbetini koyacağını va’d buyurmuş olduğu da söylenmiştir.

el-Berâ’dan rivayette o şöyle anlatır: Allah’ın Rasûlü, Hz. Ali’ye: “Ey Allahım, katında benim için bir ahid kıl ve bana karşı mü’minlerin kalblerine bir sevgi yarat.” diye dua et buyurdu da bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi.