13

١٣

فَرَدَدْنَاهُ اِلى اُمِّه كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَلِتَعْلَمَ اَنَّ وَعْدَ اللّهِ حَقٌّ وَلكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

(13) fe radednahü ila ümmihi key tekarra aynuha ve la tahzene ve li ta’leme enne va’dellahi hakkuv ve lakinne ekserahüm la ya’lemun
Onu iade ettik bu suretle annesine ta ki gözü aydın olsun ve üzülmesin ve bilsin ki Allah’ın vaadi kesinlikle haktır lakin onların çoğu (bunu) bilmezler

(13) Thus did We restore him to his mother, that her eye might be comforted, that she might not grieve, and that she might know that the promise of Allah is true: but Most of them do not understand.

1. fe : artık
2. redednâ-hu : onu geri verdik, iade ettik
3. ilâ ummi-hi : onun annesine
4. key : için
5. tekarra aynu-hâ : onun gözü aydın olsun
6. ve lâ tahzene : ve üzülmesin, mahzun olmasın
7. ve li ta’leme : ve bilmesi için
8. enne : olduğunu
9. va’dallâhi (va’de allâhi) : Allah’ın vaadi
10. hakkun : haktır
11. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
12. eksere-hum : onların çoğu
13. lâ ya’lemûne : bilmezler

Advertisements